Ankara, İsrail ve Yunanistan arasındaki güvenlik anlaşmasını nasıl değerlendiriyor?

Bazen bir güvenlik anlaşmasının anlamını anlamanın en iyi yolu, sadece iki imzacının resmi açıklamalarını okumak değil, kimin bu anlaşmadan endişe duyduğunu incelemektir. İki gün önce İsrail ve Yunanistan arasında imzalanan büyük anlaşma örneğinde, cevap açık: Ankara gördüklerinden hoşlanmadı.
İsrail ve Yunanistan, 10 milyar şekelden fazla değerinde bir güvenlik anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre İsrail, Yunan mitolojisindeki bir kahramanın adını taşıyan “Aşil Kalkanı” adlı çok katmanlı bir hava savunma sistemini Yunanistan’a konuşlandıracak. Sistem, David’s Sling, Spyder, Barak, MX füzeleri, gelişmiş radarlar ve ulusal bir komuta ve kontrol sistemini içeriyor. Bu, İsrail ve Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük güvenlik ihracat anlaşması ve İsrail’in imzaladığı en büyük anlaşmalardan biri.
Netanyahu anlaşmayı devlet tarihinin en büyük anlaşmalarından biri olarak nitelendirdi ve Başbakanlık Ofisi internet sitesinde “Yunanistan ile imzalanan güvenlik anlaşması, devlet tarihinin en büyük anlaşmalarından biri olup, on yıl önce Yunanistan ve Kıbrıs ile imzaladığımız Doğu Akdeniz İttifakı’nın doğrudan bir devamıdır” ifadelerine yer verildi.
Ancak Türkiye bunu sadece savunma sistemleri meselesi olarak görmüyor. Türk medyası anlaşmayı Ankara’ya yönelik bir hamle olarak nitelendirirken, bazı televizyon yorumcuları ise füzelere, uçaklara ve insansız hava araçlarına karşı koymak için tasarlanmış savunma sistemleriyle ilgili olmasına rağmen bunu bir saldırı eylemi olarak tanımlıyor.
“Korkunun Anlaşması”
Anlaşmanın imzalanmasından sonraki gün gazete manşetlerinde Türkiye’nin endişesinin yoğunluğunu görebiliyorduk. Türkgün gazetesi kısa ve çarpıcı bir manşet attı: “Korku Anlaşması” ve alt başlığında bu anlaşmanın Türkiye’yi hedef aldığını vurguladı. Hükümete yakın Türkiye gazetesi ise daha da ileri giderek manşetinde “Şer İttifakı Durmuyor: Yunanlılar İçin Siyonist Kalkan” diye yazdı. Ankara’yı bu kadar rahatsız eden şey ne? Çünkü bu anlaşma, on yılı aşkın süredir gelişen ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki hareket özgürlüğünü kısıtlayan İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ittifakı güçlendirmede çok önemli bir adım. Ankara’nın bakış açısına göre sorun sadece silah sistemi değil, Yunanistan ve Kıbrıs’ın yalnız olmaması: Arkalarında teknolojik ve güvenlik süper gücü olan İsrail var ve bu da bölgedeki ve ötesindeki Türk çıkarlarını engelliyor ve baltalıyor.
Yunan bakış açısından, gelişmiş bir savunma sistemi lüks değil, gerçek bir gerekliliktir. Bugün Türkiye, büyük hedefleri olan bir rejim tarafından yönetilen reformist bir devlettir. Erdoğan, herkese bugünkü Türkiye’nin “eski Türkiye olmadığını” hatırlatmak konusunda ısrarcıdır. Haklıdır. Ancak Yunanistan da eski Yunanistan değildir. Bu nedenle, bu “Aşil kalkanı” bir silah anlaşmasından çok daha fazlasıdır; Doğu Akdeniz’deki yeni güç dengesinin bir ilanıdır.
Türkiye onun için bu kadar endişeleniyorsa, o zaman iyi bir şey yapmışız demektir.
Kaynak: Alquds /Arapça



