
Neçirvan Barzani; Ateşin İçindeki Köprü ve Diplomasinin Düğümlerini Çözmek
28 Mart 2026 sabahı Duhok’ta insansız hava aracıyla hedef alınan aynı lider, sadece birkaç hafta sonra Beyaz Saray ile İran İslam Cumhuriyeti’nin yeni karar alma merkezi (yani Devrim Muhafızları komutanlığı) arasındaki ana ve en güvenilir köprü veya gizli iletişim kanalı haline geldi. ABD medyasındaki sızıntıların (Axios) da doğruladığı üzere; 10 Mayıs 2026’da ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard, Başkan Donald Trump ve Yardımcısı J.D. Vance’in doğrudan onayı ve yeşil ışığıyla, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile hassas bir temas kurdu. Bu talep şüphe ve risklerle doluydu; çünkü bu arabuluculuk, Devrim Muhafızları Komutanı General Ahmed Vahidi ile ABD’liler arasında doğrudan görüşmelerin başlamasını ve güvenin sağlanmasını amaçlıyordu. Sadece dört gün sonra, 14 Mayıs’ta Barzani bu bağlantıyı ve güveni kurmayı başardı; Vahidi ve Amerikalılar doğrudan görüştüler. Bu karmaşık denklemde devlet dışı bir aktör, iki küresel ve bölgesel güç arasındaki gerilimli ve şüphe dolu süreçte aktif ve hatta güvenilir bir diplomatik aktör haline geldi.
Ilımlılık, Dürüstlük ve Barışçıllık; Başkan Neçirvan Barzani’nin Siyasi Sermayesinin Üçgeni
Axios’un raporuna göre; İran-Irak savaşı sırasında İran’da yaşamış ve Tahran Üniversitesi’nde eğitim görmüş olan Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, akıcı bir şekilde Farsça konuşmakta ve geçtiğimiz on yıllar boyunca İran’ın yönetici seçkinleri, özellikle de üst düzey Devrim Muhafızları komutanları ile derin ve karmaşık bir kişisel ilişkiler ağı kurmuş durumdadır. Buna karşılık Washington’un stratejistleri de kendisine tam bir güven duymaktadır. Dört farklı ABD başkanı döneminde Orta Doğu işleri koordinatörü olarak görev yapan Brett McGurk, Bölge Başkanı’nı pragmatik ve kriz çözücü bir şahsiyet olarak tanımlamakta; onun bölge genelinde saygın bir konuma sahip olduğunu, hem Tahran hem de Washington nezdinde eşit bir ağırlığı bulunduğunu belirtmektedir.
Bu dilsel ve çok kültürlü yetkinlik, güvenin sadece küçük bir parçasıdır. Asıl büyük boyut, Neçirvan Barzani’nin bizzat Kürdistan Bölgesi’nin yapısal konumundan faydalanmasıyla ilgilidir. İran sınırları dışında ancak Doğu Kürdistan ile dil ve kültür ortaklığı bulunan, aynı zamanda IŞİD ve Baas rejiminin yenilgiye uğratılmasında ABD’nin tarihi bir ortağı olan bir bölgenin varlığı, nadir fakat paradoksal bir durum yaratmıştır. Bu durumda Neçirvan Barzani, bölgenin konumu, tarafların yetenekleri ve güveni sayesinde, farklı siyasi ve kültürel sistemler arasında her iki kutba da tamamen bağımlı veya herhangi bir tarafın eklentisi sayılmadan aynı anda ulaşabilmektedir.
Karmaşık Bir Tahran’da Stratejik Boşluğun Doldurulması
Bölge Başkanı’nın bu arabuluculuğunun önemi, bunun nasıl bir bölgesel stratejik boşlukta ortaya çıktığı anlaşıldığında daha da belirginleşmektedir. 8 Nisan’da Pakistan’ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından ve bu yılın Haziran ayında Washington ile Tahran arasındaki ortak mutabakatın çökmesinden sonra, ABD’li yetkililer bir gerçeğin farkına vardılar: Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi gibi İran’ın resmi müzakerecilerinin hiçbir belirleyici gücü yoktur; stratejik kararlar yalnızca Devrim Muhafızları liderliğinin elindedir.
Tahran’daki karar alma merkezinin bu çok kutupluluğu, özellikle ABD ve İsrail’in 28 Şubat’taki saldırıları sonucu Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi ve ardından 8 Mart’ta Mücteba Hamaney’in İran İslam Cumhuriyeti’nin üçüncü dini lideri olarak göreve başlamasıyla yıl başındaki dramatik olayların ardından daha da derinleşti. Bu kaotik durumda ABD’nin, İran Dışişleri Bakanlığı’nın kalabalığını aşıp doğrudan karar alma merkezinin kalbine inebilecek bir kanala ihtiyacı vardı. İşte Neçirvan Barzani’nin rolü, konumu ve inisiyatifi tam bu noktada etkinliğini ve önemini kanıtladı.
Umman ve Katar’ın gerilimi düşürmeye yönelik önceki çabalarının başarısızlığı, uzak arabulucuların yalnızca kurumsal bir çerçevede hızlı gelişen bir askeri krizde anında tepki veremeyeceğini gösterdi. Burada coğrafi ve tarihi avantaj (Proximity Advantage), Başkan Neçirvan Barzani’nin güçlü noktası oldu. Washington, Erbil’in sadece bir postacı değil, aksine bölgenin güvenlik ve jeopolitik denklemlerinin bir parçası olan bir aktör olduğunu anladı. Axios’un raporuna göre, İranlılar İsrail istihbaratının sızıntı yapması korkusuyla Erbil’de gizli bir görüşme yapmayı reddettiğinde, Barzani Tahran’ın güvenlik endişeleri için alternatif bir mekanizma sağladı; bu da Devrim Muhafızları generallerinin tuzağa düşürüldüklerini hissetmeden bu iletişim hattına güvenmelerini sağladı. Ayrıca, 10 Ağustos 2026’da Mücteba Hamaney’in Devrim Muhafızları’nın yeni yapısını oluşturup altı üst düzey komutanı değiştirmesine rağmen Ahmed Vahidi’yi genel komutan olarak tutmasının ardından Beyaz Saray, Barzani’nin kanalının hala ellerindeki tek anahtar olduğundan emin oldu.
Başkan Neçirvan Barzani’nin Arabuluculuk Diplomasisinin Kürdistan Bölgesi-Irak’ın Konumuna Etkileri
- Kürdistan Bölgesi’nin Konumuna Etkileri:
- Devlet Adamlığı Meşruiyetinin Güçlendirilmesi: Bölge Başkanı’nın bölgesel ve uluslararası dosyalarda, en son da ABD ile İran arasındaki savaşın merkezinde rol oynaması, Kürdistan Bölgesi’ni karmaşık ve savaşın yakıtı olan bir bölgeden güvenilir bir diyalog platformuna dönüştürmektedir. Bu da Kürdistan Bölgesi’nin Irak’taki siyasi ve diplomatik meşruiyetini artırmaktadır.
- Güvenlik Tamponunun Güçlendirilmesi (Security Buffer): Kürdistan Bölgesi ABD, İran veya Türkiye gibi çatışan ülkelerin buluşma noktası haline geldiğinde, bu ülkelerin bölgenin istikrarını korumadaki çıkarları daha da güçlenmektedir.
- Bağdat’taki Diplomatik Konumun Güçlenmesi: Bölgenin güçlü bölgesel konumu, federal hükümetle anayasal ve mali müzakerelerde Irak’ta ona daha fazla manevra gücü ve yetkisi vermektedir.
- Neçirvan Barzani’nin Siyasi Konumuna Etkileri:
- Bölgesel Sınırları Aşarak Devlet Adamlığına (Statesman) Geçiş: Yumuşak ve dengeli diplomasi, Neçirvan Barzani’nin karakterini partizan veya bölgesel bir lider çerçevesinden çıkarıp, tamamen farklı ideolojik ve siyasi kutuplarla masaya oturabilen stratejik vizyona sahip bir politikacıya dönüştürmektedir.
- Dengeleme Eylemi Yaratmak (Balancing Act): Tahran, Ankara, Washington ve Körfez başkentleriyle kapıların açık tutulması, onun bir “iletişim köprüsü” olarak görülmesini sağlamıştır.
- Irak’ın İç Denklemlerindeki Ağırlığın Pekiştirilmesi: Bölge Başkanı’nın Şii, Sünni ve diğer bileşenlerin güvendiği bir aktör olarak varlığı, Irak’ın hassas siyasi kararlarını yönlendirmedeki etkin gücünü artırmaktadır.
Ancak aynı zamanda, Irak gibi sorunlarla dolu zorlu bir bölgede bu diplomatik rolün kazanımlarına rağmen risksiz olmadığı da göz ardı edilmemelidir. Güçlü ve birbirine zıt kutupların merkezinde durmak, sürekli ve çok dikkatli bir denge politikası gerektirir; zira denklemlerdeki herhangi bir sapma veya yanlış okuma, Kürdistan Bölgesi’ni gizli anlaşmaların kurbanı yapabilir veya onu kutuplardan birinin doğrudan baskısıyla karşı karşıya bırakabilir.
Kaynak: Kürdistan Düşünce Kuruluşu



