Dijital Çağın Sessiz Tehdidi: “Beyin Çürümesi”

Aşırı sosyal medya kullanımı, özellikle çocuklar ve yaşlılar üzerinde ciddi zihinsel ve davranışsal riskler doğuruyor. Uzmanlar, düşük kaliteli dijital içeriğin yoğun tüketiminin hafıza, dikkat ve bilişsel yetilerde gerilemeye yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Bir zamanlar abartı ya da bilim kurgu kavramı gibi görülen “beyin çürümesi”, internet ve sosyal medyanın yaşamın merkezine yerleştiği günümüzde giderek daha somut bir gerçeklik haline geliyor. Dijital dünyanın sunduğu imkânlar inkâr edilemez olsa da, uzmanlar özellikle hızlı, yüzeysel ve düşük kaliteli içeriklerin yoğun tüketiminin beyin sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Sosyal medyanın kontrolsüz kullanımının yol açtığı bu zihinsel gerileme, bazı uzmanlara göre küresel ölçekte etkileri olan yeni bir “sessiz salgın” niteliği taşıyor. Hatta bu etkinin, geçmişte tüm dünyayı etkileyen Korona pandemisinden daha kalıcı sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Hastalık Değil, Davranışsal Bir Olgu
“Beyin çürümesi”, tıbbi olarak teşhis edilen ya da ilaçla tedavi edilen bir hastalık olarak tanımlanmıyor. Uzmanlara göre bu durum; sosyal medyaya aşırı maruz kalma, kısa videoların yoğun tüketimi, hızlı kaydırma alışkanlığı ve dijital bağımlılıkla ilişkili davranışsal bir bozulma olarak değerlendiriliyor.
Özellikle “Reels” ve benzeri kısa video formatlarının sürekli tüketilmesi, zihinsel derinliği azaltarak dikkat süresini kısaltıyor, hafızayı zayıflatıyor ve yaratıcılığı olumsuz etkiliyor.
Dikkat, Hafıza ve Uyku Üzerindeki Etkiler
Bellevue Tıp Merkezi’nde nörolojik hastalıklar uzmanı olarak görev yapan Dr. Hanin Hilal, sosyal medya kullanım süresi ile bilişsel performans arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Yapılan çalışmaların, günde iki saatten fazla sosyal medyada vakit geçiren bireylerde —özellikle çocuklarda— dikkat toplama sorunlarının belirgin şekilde arttığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
Hilal’e göre, yatmadan önce sosyal medyaya maruz kalmak derin uykuyu doğrudan etkiliyor. Günlük ekran süresinin beş saati aşması durumunda ise hafıza ve konsantrasyon yeteneklerinde ciddi bozulmalar gözleniyor. Uzmanlar, günümüzde yaygınlaşan unutkanlık ve dikkat eksikliğinin önemli nedenlerinden birinin bu alışkanlıklar olduğunu vurguluyor.
“Beyin Sisi” ve Günlük İşlev Kaybı
Hızlı içerik tüketimiyle bağlantılı olarak ortaya çıkan “beyin sisi” ya da “kaydırma sisi”, bireylerin günlük görevlerini yerine getirmekte zorlanmasına yol açıyor. Bu durum, okul çağındaki çocuklarda ders takibini güçleştirirken, yetişkinlerde de iş performansını olumsuz etkiliyor.
Uzmanlara göre sorun yalnızca çocuklarla sınırlı değil; yetişkinler de artan şekilde odaklanma, görev tamamlama ve karar verme güçlüğü yaşıyor.
En Kırılgan Gruplar: Çocuklar ve Yaşlılar
Sosyal medya bağımlılığının en yıkıcı etkilerinin, beyin gelişimi devam eden çocuklarda görüldüğü belirtiliyor. Uzun saatler boyunca düşük kaliteli içeriklere maruz kalan çocuklarda hem zihinsel hem de fiziksel aktivite düzeyi düşüyor. Bu durum; yorgunluk, halsizlik ve depresif belirtilerin artmasına neden olabiliyor.
Yaşlı bireylerde ise beynin uyarılma ihtiyacı daha kritik hale geliyor. Uzmanlar, anlamsız ve niteliksiz içeriklere aşırı maruz kalmanın, yaşa bağlı zihinsel gerilemeyi hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Çözüm: Süre, Kalite ve Bilinçli Kullanım
Uzmanlar, çözümün teknolojiden tamamen uzaklaşmak olmadığını vurguluyor. Asıl önemli olanın sosyal medyada geçirilen sürenin sınırlandırılması ve tüketilen içeriğin niteliğinin artırılması olduğu ifade ediliyor. Beyni uyaran, düşünmeye ve öğrenmeye teşvik eden içeriklerin zihinsel sağlığı koruyucu etkisi olduğu belirtiliyor.
Dr. Hilal, özellikle çocukların takip ettiği içeriklerin denetlenmesi, yatmadan önce ekran kullanımının sınırlandırılması ve ebeveyn-çocuk iletişiminin güçlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Aksi halde, ihmal edilen bu durumun zamanla geri döndürülemez zihinsel hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.



