Analiz

Şingal’de Tüm Maskeler Düştü!

PKK’nin kendi içinde sağladığı bu kirli/faşizan düzeni aklayan, besleyen orta yolcu/kişiliksiz Kürd politik çevrelerinin PKK’ye katkısı, PKK saflarında savaşanların katkısından az değildir!

Süleyman Akkoyun

Bir devlet projesi olarak varlık kazandırılan PKK, 40 yıldır Kürdlere/Kürdlerin Ulusal haklarına karşı savaşmasına karşın hâlâ ciddi bir Kürd kitlesinden destek alabiliyorsa, bunun nedenleri üzerinde durmak, ortaya çıkarıp yok etmek Kürdler açısından hayati öneme sahiptir.

40 yıllık somut/gerçek tahribatlarına/yıkımlarına karşın, Kürdler için tek bir somut kazanım elde etmediği halde “kazanım” propagandası yapan ve birçok insanı bu hayali/soyut kazanımlara inandıran PKK, bu başarısını(!) robotlaştırdığı kitleye, değersizleştirdiği kadrolarına ve kişiliğini yok ettiği muhalif(!) Kürd politik kişi/kurumlarına borçludur.

PKK, düşünen/sorgulayan/eleştiren bütün kadrolarını ya iç infazlarla katletti ya da devlete yem olarak sunup katlettirdi.

Geriye, aklını kullanma becerisine sahip olmayıp duygularıyla hareket eden mutlak itaatkârlar ve bu  İtaatkârları/robotları harekete geçiren bilinçli ihanetçiler ile kişiliği tükenmiş/tüketilmiş değersiz insanlar kaldı…

PKK’nin kendi içinde sağladığı bu kirli/faşizan düzeni aklayan, besleyen orta yolcu/kişiliksiz Kürd politik çevrelerinin PKK’ye katkısı, PKK saflarında savaşanların katkısından az değildir!

Kavramsal düşünme kapasitesine sahip olan ama bunu kullanacak mecali/kişiliği kalmamış okur-yazarlar/politik çevreler, teorik olarak PKK ihanetini savunamayacaklarını bildikleri için, kitlelerin duygularına hitap eden söylemlerle işlerini yürütüyorlar;

“Birlik”, “yapıcılık”, “bedel”, “fedakârlık”, “şehit”, “kardeşlik”, “düzeyli eleştiri” gibi söylemlerin arkasına saklanarak PKK ihanetini aklayanlarla ciddi bir tartışmaya girmek anlamsızdır; çünkü bilinçli olarak teorik tartışmalardan da toplumsal gerçeklikten de kaçıp duygulara oynuyorlar…

PKK’nin Şingal’de oynadığı kirli rol son günlerin de en önemli konusudur. Konuya dair birçok yazı yazdık ve PKK’nin en az IŞİD kadar tehlikeli olduğunu (nedenleriyle birlikte) başından beri söyledik. Gelinen aşamada tüm “aykırı/yıkıcı” söylemlerimiz doğrulanmasına rağmen, orta yolcu aklayıcılar, kişiliksiz duruşlarından taviz vermeden kararlı bir şekilde PKK’nin Şingal ihanetini gizlemeye/aklamaya çalışıyorlar; özellikle de “Birakujî” edebiyatını kullanarak…

İlkokul çağındaki insanların bile anlayacağı dilden basit, yalın soru ve cevaplarla Şingal gerçeğini bir kez daha hatırlamakta yarar var.

Güney Kürdistan, yasaları olan/yasalara dayanan ve dünya tarafından tanınan Kürdlerin tek Ulusal statülü kurumu değil mi?

Yasal bir kurum (Güney Kürdistan Yönetimi) ile yasal olmayan (PKK ve türevleri) kurumlar aynı kategoride, aynı argümanlarla ve eşitlermiş gibi değerlendirilebilir mi?

KDP, Kürdistan Hükümetinde yer alan en büyük parti değil mi?

Sorunu ‘KDP-PKK’ çelişkisi gibi göstermek ve iki partiyi aynılaştırmak, Kürdistan yasalarını tanımamak olmaz mı?

Dünyada mevcut her devlet, (fiili-federal-birleşik v.s.) kendi varlığına kast eden gruplara karşı her türlü yaptırımı yapma hakkına sahip değil mi?

Bağımsızlık, bağımsızlık önündeki engelleri ortadan kaldırmakla olanaklı olur; PKK bağımsızlık karşıtı bir kurum değil mi?

Kürdistan’da varlığını sürdüren ve Ulusal haklara/devletleşmeye karşı olan her silahlı örgüt egemen devletlerin hizmetçisi/taşeronu/çetesi değil mi?

Açıkça bağımsızlığa karşı olan, “özerklik” adı altında Şingal’i Kürdistan’dan koparmaya çalışan PKK Cehş bir kurum değil mi?

Cehş bir kurumu, ulusal bir kurummuş gibi sunmak Cehşliği aklamak olmaz mı?

TC’nin Güney’de asker bulundurması ve operasyon yapması, PKK’nin Güney’de konumlanması gerekçe sunmuyor mu?

Güney, İran öncülüğündeki çetelerce boğulmaya çalışılıyorken; Güney’in TC ile olan ilişkilerini bahane edip Güney’e/bağımsızlığa saldırmak Cehşliğe hizmet değil mi?

Fiili bir devlet olan ve bağımsızlık diplomasisi yürüten Güney’in, TC dâhil tüm devletlerle görüşmesi, anlaşması doğal değil mi?

Sömürgeci devletlerin çıkar kavgası dönem dönem birilerini Kürdlere yaklaştırabiliyor. Bu zorunlu ve çıkara dayalı yakınlaşmaktan yararlanmak Güney için doğal değil mi?

Bu gerçekliği görmeyi ve Güney-TC ilişkisini bu çerçevede olumlamayı “TC’yi aklamak” olarak yorumlamak ahmaklık değil mi?

Kuzey’i harabeye çeviren ve bir karış toprağı bile Kürdler adına kurtarmayan PKK’nin Güney’de ne işi var?

PKK; Kuzey’de en son hendek terörüyle “özgürleştirdik” dediği birçok yerleşim yerini yerle bir edip yüz binlerce Kürdü (Şark Islahat Planına uygun olarak) sürgüne zorlamadı mı?

Yıkımı “özgürlük” diye pazarlayan anlayışın Şingal’i özgürleştirmesi düşünülebilir mi?

Şingal’in de, Sur/Cizre/Nusaybin/Şırnak gibi “Özgürleştirilmesini” mi istiyorsunuz?

Böyle bir istek, Kürdlere ve Kürdistan’a ihanet olmaz mı?

Tüm bu gerçeklere rağmen, ‘PKK Şingal’den çıkmalı’ diyenleri “kardeş kavgası istemekle” suçlamanız en büyük ahlaksızlık değil mi?

Evet, PKK Şingal’den çıkmalıdır; gerekirse zorla. 40 yıldır Kürdleri katleden PKK çetelerinin kendi ihanetini dayatmasına karşı durmak bir çatışmayı zorunlu kılıyorsa, burada “Birakujî” edebiyatı yapılamaz.

Yapılması gereken şey, Cehşliği mahkûm etmek ve Cehşlere karşı tavır alan/alacak ulusal güçleri koşulsuz desteklemektir. Bu onurlu ve Kürdistani tutumu alamayanların “kardeşlik edebiyatı” yapması, onursuzluğun/ahlaksızlığın ve dibe vurmuşluğun göstergesidir sadece…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu