
Terör örgütü PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın Ankara’nın barış sürecini fiilen dondurduğuna dair açıklamasının bölgesel etkilerini ele alıyor. Bu açıklama yalnızca Türkiye iç siyasetiyle sınırlı kalmamış, Suriye’nin kuzeydoğusundaki dengeleri de doğrudan etkilemiştir. Çünkü PKK ile Suriye Demokratik Güçleri arasında ideolojik ve yapısal bağlar bulunmakta, ayrıca SDF’nin Şam yönetimiyle yürüttüğü entegrasyon süreci de Türkiye ile yürütülen temaslarla dolaylı biçimde bağlantılıdır.
2026 yılı boyunca Türkiye açısından iki paralel süreç dikkat çekmiştir: biri PKK ile barış süreci, diğeri ise SDF ile Suriye hükümeti arasındaki entegrasyon süreci. Bu iki süreç doğrudan ifade edilmese de birbirini etkilemiştir. Türkiye ile PKK arasındaki gerilimin azalması, SDF’nin Şam karşısında daha güçlü bir müzakere pozisyonu elde etmesini sağlamaktaydı. Ancak Ankara’nın önceliklerinde değişim yaşandığı ve artık PKK ile hızlı bir uzlaşmaya ihtiyaç duymadığı değerlendirmesi yapılmaktadır.
Metinde yer alan kaynaklara göre Türkiye, SDF’nin son yıllarda elde ettiği askeri, siyasi ve ekonomik kazanımların önemli ölçüde zayıfladığını düşünmektedir. ABD desteğinin azalması, sahadaki askeri gücün kırılgan hale gelmesi ve ekonomik kaynakların kontrolünün kaybedilmesi Ankara’nın yaklaşımını değiştirmiştir. Bu nedenle Türkiye, Suriye’deki Kürt yapılanmasının zaten gerilemekte olduğu kanaatiyle PKK’ya taviz vermeye daha mesafeli durmaktadır.
Bu gelişmeler SDF içinde de ciddi bir ayrışmaya yol açmıştır. Mazlum Abdi ve çevresine yakın olan grup, zaman kaybedilmeden Şam ile bir anlaşmaya varılması gerektiğini savunurken, PKK çizgisine daha yakın olan diğer grup bu tür bir uzlaşmanın kurulan siyasi ve askeri yapıyı tamamen ortadan kaldırabileceğini düşünmektedir. Bu durum, örgüt içinde stratejik bir bölünmeye işaret etmektedir.
Öte yandan Suriye hükümeti, sahadaki gelişmeler nedeniyle kendisini daha güçlü hissetmekte ve SDF’ye karşı daha az taviz verme eğilimi göstermektedir. Özellikle Haseke gibi bölgelerde devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi yönündeki talepler, taraflar arasında yeni gerilimler doğurmaktadır. Hatta bazı iddialara göre Şam yönetimi, kuzeydoğudaki mevcut siyasi yapıları tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
Sahadaki gelişmeler de bu siyasi gerilimi destekler niteliktedir. Devrimci Gençlik gibi grupların gerçekleştirdiği saldırılar, Şam ile yürütülen sürecin kolay ilerlemeyeceğini göstermektedir. Bu tür eylemler, örgüt içindeki sertlik yanlısı unsurların sürece karşı olduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin barış sürecine mesafeli yaklaşmasının, SDF içindeki bölünmelerin derinleşmesinin ve Suriye hükümetinin daha güçlü bir pozisyon almasının bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirdiğini anlatmaktadır. Ortaya çıkan tablo, hem siyasi müzakerelerin hem de sahadaki güvenlik durumunun giderek daha kırılgan hale geldiğine işaret etmektedir.
Kaynak: Arabça almodon gazetesî websayfasi



