Analiz

Orta Doğu’da ABD’nin bıraktığı boşluğu Türkiye, İsrail ve İran dolduracak

ABD’nin bölgedeki askerî varlığını azaltması, Orta Doğu’da güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açıyor. Türkiye, İsrail ve İran’ın bölgesel etkilerini artırmaya çalıştığı yeni dönemde, rekabetin yanı sıra güvenlik risklerinin de büyümesi bekleniyor.

ABD’nin Orta Doğu’daki askerî ve siyasi rolünün değişmesi, bölgenin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. The Economist’te yayımlanan ve Gazete Oksijen’de aktarılan değerlendirmeye göre, Washington’ın bölgesel düzene yön verme kapasitesinin azalması, Orta Doğu’daki güç ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor.

ABD’nin İran’la yaşadığı çatışmalar ve Irak’taki askerî varlığını sona erdirmesi, bölgedeki stratejik dengeler açısından önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Irak’tan Amerikan birliklerinin çekilmesiyle birlikte, ülkenin güvenliğinin sağlanması ve silahlı grupların kontrol altında tutulması konusunda Bağdat yönetiminin sorumluluğu artıyor. İran’ın Irak’taki siyasi bağlantıları ve kendisiyle yakın ilişkiler içindeki silahlı gruplar üzerinden etkisini sürdürmesi de bölgesel dengelerin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin bölgesel rolü

ABD’nin bölgedeki rolünün azalması, Türkiye açısından yeni diplomatik ve stratejik alanlar oluşturabilir. Suriye’nin geleceği, Irak’ın güvenliği, enerji yolları ve bölgesel ticaret, Ankara’nın etkili olmaya çalıştığı başlıca alanlar arasında bulunuyor.

Türkiye’nin NATO üyeliği, askerî kapasitesi ve bölge ülkeleriyle kurduğu ilişkiler, bu süreçteki konumunu etkileyen unsurlar olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte, bölgesel etkinliğin artırılması yalnızca askerî güçle sınırlı değil. Ekonomik ilişkiler, diplomatik temaslar ve komşu ülkelerde istikrarın sağlanması da belirleyici olacak.

İsrail ve İran arasındaki rekabet

İsrail de ABD’nin bölgesel politikalarındaki olası değişimlerin etkilediği başlıca aktörlerden biri. İsrail’in güvenlik politikaları, İran’ın bölgesel faaliyetleri ve Suriye’deki gelişmeler, iki ülke arasındaki rekabetin temel başlıklarını oluşturuyor.

İran ise Irak başta olmak üzere bölgedeki siyasi ve askerî bağlantılarını korumaya çalışıyor. ABD’nin Irak’tan çekilmesinin Tahran’ın hareket alanını genişletmesi mümkün olsa da İran’ın bölgedeki politikaları, diğer ülkelerin güvenlik kaygılarını ve karşılıklı ittifak arayışlarını da etkiliyor.

Türkiye ile İsrail arasındaki çıkar farklılıkları da özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz gibi alanlarda yeni gerilimlere yol açabilir. Bu nedenle ABD’nin etkisinin azalması, bölgedeki rekabetin sona ermesinden çok, rekabetin yeni aktörler ve farklı ittifaklar üzerinden şekillenmesi anlamına gelebilir.

Yeni bölgesel düzenin sınırları

ABD’nin bölgedeki etkisinin azalması, tek başına Washington’ın Orta Doğu’dan tamamen çekildiği anlamına gelmiyor. Askerî konuşlanmaların değişmesi, diplomatik ilişkiler ve güvenlik iş birlikleri devam edebilir. Ancak bölge ülkelerinin güvenliklerini ve siyasi çıkarlarını daha fazla kendi imkânlarıyla korumaya yönelmesi, yeni bir dönemin işaretlerinden biri olarak görülüyor.

Türkiye, İsrail ve İran’ın yanı sıra Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri de bu süreçte etkili olmaya çalışacak. Enerji kaynakları, deniz ticaret yolları, silahlı gruplar ve bölgesel çatışmalar, güç mücadelesinin temel belirleyicileri olmaya devam edecek.

Ortaya çıkacak düzenin daha istikrarlı mı yoksa daha parçalı mı olacağı ise ülkelerin rekabeti yönetme biçimine, diplomatik uzlaşma imkânlarına ve bölgesel güvenlik mekanizmalarının gelişimine bağlı olacak.

Gazete Oksijen

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu