AnalizMakaleler

ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’ndeki rolü güçlenebilir

ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesi, ülkedeki güç dengelerine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirdi. İran’ın Amerikan güçlerinin bıraktığı boşluğu doldurabileceği yönündeki değerlendirmelerin yanı sıra, Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki etkisinin artabileceği de gündeme geliyor.

Irak Haber Ajansı’nın çarşamba günü yayımladığı haberde, son Amerikan birliklerinin ülkeden çekilmesi, Irak’ın ulusal egemenliğini pekiştirmesi ve siyasi ve ekonomik karar alma bağımsızlığını güçlendirmesi açısından tarihî bir dönüm noktası olarak nitelendirildi.

Bağdat yönetimi ve İran’a yakın gruplar çekilmeyi memnuniyetle karşılarken, Irak Kürdistan Bölgesi’nde gelişmelerin bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler öne çıkıyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani de bölgenin savunma açısından desteksiz kalmasının kaygı verici olduğunu belirtti.

İran ile Erbil arasındaki gerilim

İran ile Irak Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiler, özellikle son dönemde yaşanan çatışmalar nedeniyle daha da gerildi. İran’ın şubat ayından bu yana bölgeye yönelik binden fazla insansız hava aracı ve füze saldırısı gerçekleştirdiği belirtiliyor. Saldırıların İranlı Kürt muhalif grupları ve Amerikan varlığını hedef aldığı ifade ediliyor.

ABD birliklerinin çekilmesinden iki gün önce, pazartesi günü İran’ın Erbil’de İran Kürdistan Demokrat Partisi’ne bağlı Azadi kampını insansız hava araçlarıyla hedef aldığı bildirildi. Tahran yönetiminin temel kaygılarından biri, İranlı Kürt muhalif grupların Irak topraklarını kullanarak İran’da istikrarsızlık yaratması.

Dr. Dania Koleilat Khatib’e göre, ABD ve İsrail’in İran’da rejim değişikliğine zemin hazırlamak amacıyla Irak’ta bulunan Kürt muhalif gruplarla koordinasyon kurduğu yönündeki iddialar, Tahran’ın Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik kuşkularını artırdı. İsrail kaynaklarına dayandırılan iddialara göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran’da iç çatışmayı tetikleyebilecek ve ülkenin bölünmesine yol açabilecek girişimlerin bölgesel istikrar açısından risk oluşturduğu konusunda Washington’ı uyardı.

İran ile Irak Kürtleri arasındaki ilişkiler geçmişte farklı bir seyir izliyordu. 2003 öncesinde Baas rejimine karşı ortak çıkarlar doğrultusunda işbirliği yapan taraflar arasındaki dengeler, Saddam Hüseyin yönetiminin devrilmesinin ardından değişti. Bağdat’taki yeni yönetimin Tahran ile yakın ilişkiler geliştirmesi ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin özerk yapısını güçlendirmesi, İran’ın bölgeye yönelik yaklaşımını etkiledi.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsız siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirmesi, İran açısından ayrıca bir güvenlik meselesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle Erbil ile İsrail arasındaki ilişkiler, Tahran’ın kaygılarını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.

Türkiye’nin ekonomik ve stratejik çıkarları

Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesi ile ilişkileri ise İran’ın bölgeyle ilişkilerinden farklı bir zeminde ilerliyor. Ankara ile Erbil arasındaki ekonomik bağlar, ticaret ve enerji alanlarında önemli bir yer tutuyor. Irak, Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarından biri olurken, çok sayıda Türk şirketi de Irak Kürdistan Bölgesi’nde faaliyet gösteriyor.

Enerji ticareti de bu ilişkinin temel başlıklarından biri. Türkiye, 2023 yılına kadar tükettiği petrolün önemli bir bölümünü Kürdistan Bölgesi üzerinden temin ediyordu. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Bağdat’tan bağımsız petrol ihracatına ilişkin hukuki anlaşmazlıklar nedeniyle duran sevkiyatlar, daha sonra yeniden başladı.

Kerkük-Ceyhan boru hattı da Irak petrolünün uluslararası pazarlara ulaştırılmasında stratejik önem taşıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin petrol sevkiyatlarını etkilemesi durumunda, bu hattın önemi daha da artabilir.

Türkiye’nin güvenlik politikası açısından bir diğer önemli konu ise Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı PKK’nın Irak’taki faaliyetleri. Türkiye, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki siyasi aktörlerle ilişkilerini geliştirerek PKK’nın bölgede hareket alanı bulmasını engellemeyi hedefliyor.

Bununla birlikte, Ankara da Erbil’in İsrail ile ilişkilerinden ve Kürt milliyetçiliğinin bölgesel bağımsızlık taleplerini güçlendirmesinden rahatsızlık duyuyor. Bu durum, Türkiye ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki işbirliğinin belirli siyasi ve güvenlik sınırları içerisinde ilerlediğini gösteriyor.

ABD sonrası dönemde Türkiye’nin etkisi artabilir

Dr. Dania Koleilat Khatib, İran’ın Irak Kürdistan Bölgesi’ne yönelik yaklaşımının müdahaleci ve baskıcı olarak algılandığını, Türkiye ile Erbil arasındaki ilişkilerin ise daha fazla ekonomik ve siyasi işbirliğine dayandığını belirtiyor.

Khatib’e göre, ABD birliklerinin çekilmesinin ardından Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmesi ve güvenlik alanındaki işbirliğini artırması olası seçenekler arasında bulunuyor. Bu süreçte Ankara’nın bölgedeki etkisini artırması, İran’ın nüfuzunun genişlemesine karşı bir denge unsuru olarak değerlendirilebilir.

İran ve Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesi konusunda bazı ortak çıkarları da bulunuyor. Her iki ülke de sınır ötesi silahlı faaliyetlerin kontrol altında tutulmasını, Kürt milliyetçiliğinin kendi ülkelerinde güvenlik sorunlarına dönüşmemesini ve İsrail’in bölgedeki etkisinin sınırlı kalmasını istiyor.

Bu ortak çıkarlar, Türkiye ile İran arasında rekabetin yanı sıra belirli konularda örtüşen politikaların da ortaya çıkmasına neden olabilir.

ABD’nin Irak’taki askerî varlığının sona ermesiyle birlikte, ülkedeki güç dengelerinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olacak. İran’ın Amerikan güçlerinin bıraktığı boşluğu dolduracağı yönündeki değerlendirmelerin yanında, Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki ekonomik, siyasi ve güvenlik etkisinin artması da yakından izlenecek.

(Dr. Dania Koleilat Khatib)

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu