Nazlı Ilıcak’tan 2016 sonrası ilk röportaj: “15 Temmuz 2016’da duvara çarptım”

15 Temmuz sonrası tutuklanan gazeteci Nazlı Ilıcak, cezaevi yıllarını, siyasi duruşlarını, yanılgılarını ve Türkiye’nin demokrasi serüvenini Medyascope’den Emir Berke Yaşar’a anlattı. “Gazeteciliği özlüyorum ama bugün mümkün değil” diyen Ilıcak, yine de umudunu koruyor.
15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından “terör örgütü üyeliği” ve “darbeye teşebbüs” suçlamalarıyla tutuklanan gazeteci Nazlı Ilıcak, 3,5 yıl süren cezaevi hayatının ardından sessizliğini bozdu. Medyascope’den Emir Berke Yaşar’a konuşan Ilıcak, cezaevi günlerinden geçmiş siyasi tercihlerine, demokrasi tartışmalarından kişisel özeleştirilerine kadar birçok başlıkta dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
“Gazeteciliği özlüyorum ama bugün yapılamıyor”
Sağlık durumunun yaşına göre iyi olduğunu belirten Ilıcak, emeklilik günlerini tiyatroya giderek, spor yaparak, dostlarıyla ve ailesiyle vakit geçirerek değerlendirdiğini söyledi. Gazeteciliği özlediğini ancak mevcut koşullarda mesleğini icra etmenin mümkün olmadığını ifade eden Ilıcak, anılarını kaleme aldığını, uygun bir zaman geldiğinde yayımlamayı düşündüğünü dile getirdi.
“Cezaevinde hastalanmak felaket”
Bakırköy Kadın Cezaevi’nde kaldığını anlatan Ilıcak, uyku problemleri nedeniyle tek kişilik odaya geçmenin hayati önemde olduğunu söyledi. Cezaevinde hastalanmanın “bir felaket” olduğunu belirten Ilıcak, kelepçeli hastane sevklerinin insan onurunu zedelediğini vurguladı.
“Dışarıda sahip çıkanımız yoktu”
Üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığını ve kararın istinafta onandığını hatırlatan Ilıcak, yargılama sürecinde yalnız bırakıldıklarını söyledi. Muhalefetin de Gülen cemaati davalarına mesafeli durduğunu belirten Ilıcak, bu tutumun hâlâ sürdüğünü ifade etti.
“Sarı öküzü vermemek gerekiyordu”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu davalara zaman zaman sahip çıktığını ancak kendi tabanından sert tepki gördüğünü belirten Ilıcak, muhalefetin yalnızca “kendi mahallesinin mağduriyetleriyle” ilgilendiğini söyledi. CHP’ye yönelik tutuklamalara dikkat çeken Ilıcak, “Keser döndü, sap döndü; kendini dokunulmaz sananlar cezaevine girdi. Sarı öküzü vermemek gerekiyordu” dedi.
27 Mayıs’tan bugüne demokrasi
27 Mayıs 1960 darbesi sırasında Notre Dame Fransız Lisesi’nde yatılı öğrenci olduğunu anlatan Ilıcak, Demokrat Parti’nin hataları olsa da darbenin askerî vesayeti kurumsallaştırdığını vurguladı. Yüksek yargının bu dönemde ideolojik olarak şekillendirildiğini, 2007’de AK Parti’ye açılan kapatma davasının köklerinin de 27 Mayıs’a dayandığını söyledi.
Yassıada yargılamaları sırasında babasını neredeyse hiç göremediğini anlatan Ilıcak, Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam kararlarının açıklandığı günü “Hıçkıra hıçkıra ağladık” sözleriyle anlattı.
“Gazetecileri tutuklamak akla gelmezdi”
1970’li yılları demokratik bir dönem olarak tanımlayan Ilıcak, Demirel-Ecevit rekabetine rağmen basın özgürlüğünün korunduğunu, gazetecilerin cezaevine atılmasının söz konusu olmadığını belirtti.
“15 Temmuz’da duvara çarptım”
Gençliğinde daha gözü kara olduğunu söyleyen Ilıcak, 15 Temmuz sonrası temkinli bir çizgi benimsediğini ifade etti. Yanılgılar yaşadığını kabul eden Ilıcak, buna rağmen hayatı boyunca iyi niyetle hareket ettiğini vurguladı.
“Adım yalakaya çıksaydı daha çok utanırdım” diyen Ilıcak, iktidardan hiçbir zaman gizli beklentileri olmadığını, hatalarıyla ve doğrularıyla kendi kimliğini inşa ettiğini söyledi.
“Başta destekledim, bugün onaylamıyorum”
Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarının ilk dönemlerinde kendisini desteklediğini belirten Ilıcak, bugün uygulamaları onaylamadığını ifade etti. Tutuklamaların istisna olması gerektiğini vurgulayan Ilıcak, mağduriyet yaratan politikaların ters tepeceği uyarısında bulundu.
“Türkiye umutsuz vaka değil”
Türkiye’nin geleceğine dair umutlu olduğunu söyleyen Ilıcak, köklü bir demokrasi geleneği, güçlü bir muhalefet ve laik cumhuriyet anlayışının en büyük güvence olduğunu belirtti. Gençlere ülkeyi terk etmemeleri çağrısında bulundu.
“En büyük şans Atatürk”
Röportajın sonunda Atatürk vurgusu yapan Ilıcak, Atatürk’ün Türkiye’nin demokrasi ve özgürlük yolculuğundaki temel dayanak olduğunu söyledi. “Bugün susuyorum ama sükûtum ikrardan gelmiyor” diyen Ilıcak, çizgisinin 27 Mayıs’tan bu yana değişmediğini ifade etti.
• Söyleşinin tamamını okumak için tıklayınız.



