
Türk yetkililer ile Hamas temsilcileri, Gazze barış planının uygulanmasının ikinci aşamasına geçilmesi sürecinde temaslarını artırdı.
Görüşmelerde en kritik konu, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanması.
Türkiye’nin Hamas ile son dönemde artırdığı temaslarla, silahsızlandırma sürecinde de önemli rol oynayacağı şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.
ABD’nin de bu nedenle Türkiye konusunda İsrail’e telkinde bulunduğu kaydediliyor.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’de düzenlediği saldırılarla başlayan savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliğinde ve birçok bölge ülkesinin katılımıyla Ekim 2025’te varılan bir anlaşmayla sona ermiş ve taraflar arasında ateşkes ilan edilmişti.
Hamas’ın Gazze Şeridi’nde kalan son İsrailli rehinenin naaşını teslim etmesi sonrası bölgede gözler anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesine odaklandı.
20 maddelik anlaşmanın ilk aşaması ateşkesin sağlanmasını, Gazze Şeridi’nde canlı ve ölü tüm İsrailli esirlerin iade edilmesini ve Filistinli bazı mahkumların serbest bırakılmasını öngörüyordu.
İsrailli rehinenin naaşının teslim edilmesiyle ilk aşamanın resmen sona erdiği ve ikinci aşamaya geçileceği kaydediliyor.
İkinci aşama Hamas’ın silahsızlandırılması, güvenliğin sağlanması, Gazze’de yeni yönetimin iş başına gelmesi ve yeniden yapılandırılması gibi daha zor unsurlardan oluşuyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail yönetimi, bu sürecin sorunsuz ilerlemesinin en önemli koşulunun Hamas’ın silahsızlandırılması olduğunu kayda geçiriyor.
Donald Trump, 16 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Hamas’ın koşulsuz silah bırakması gerektiğini söylemiş, bunu yapmaması durumunda “güç kullanılacağı” tehdidinde bulunmuştu.
Trump, Hamas’ın silahsızlandırılması sürecinde Türkiye, Katar ve Mısır ile birlikte çalışılacağını da kaydetmişti.
Ankara’nın Hamas ile temasları arttı
Gazze barış planının uygulanması açısından kritik bir sürece girilirken Hamas ile Ankara arasındaki temaslar yoğunlaştı.
Hamas Siyasi Bürosu Müzakere Heyeti Başkanı Halil Hayye ve beraberindeki heyet önce 24 Ocak’ta Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’la İstanbul’da daha sonra da 26 Ocak’ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ankara’da bir araya geldi.
Güvenlik kaynakları ve diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, her iki görüşmede de ağırlıklı olarak Gazze barış planının ikinci aşaması ve Gazze’deki insani durum ele alındı.
Liderliğini Trump’ın yaptığı Barış Kurulu’nda Gazze Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapan Fidan’ın çeşitli platformlarda yapılan diplomatik faaliyetlere ilişkin Hamas heyetine bilgi verdiği de kaydedildi.
Türkiye, Hamas’ın silahsızlandırılmasına nasıl bakıyor?
Türkiye, altında imzası olan Gazze barış planının uygulanması kapsamında Hamas’ın silah bırakmasından yana. Ancak Ankara bunun mutabakatın paralel maddeleriyle birlikte ve aşamalı olarak yerine getirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Gazze’nin güvenliğinin tesis edilmesine ve Filistinlilerin bir daha saldırıya uğramayacağına ilişkin güvencelerin sağlanmasının önemine dikkat çeken Ankara’nın yaklaşımını Hakan Fidan, 23 Ocak’ta verdiği bir röportajda şöyle ifade etti:
“Ben ne zaman silahsızlanırım? Halkımın bir daha saldırıya uğramayacağını, aç bırakılmayacağını uluslararası toplum bana garanti etmiş burada, onu da sağlayacak maddeler var. Bu gelişiyor. Ben de o zaman aşama aşama silahları göstermekten, ağır silahları teslim etmekten, görünürde silah taşımamaktan, sonra var olanları gömmeye varana kadar birçok yönteme gidebilirim. Gitmeli de zaten.”
Fidan, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin bir yol haritası ve takvimlendirme olacağını bildirdi.
Yol haritasını Trump açıklayacak
İsrail basınında çıkan haberlere göre ABD Başkanı Trump, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden inşasına ilişkin takvim içeren bir belgeyi önümüzde günlerde taraflara sunacak.
Bu belgenin önce İsrail sonra Hamas tarafından kabulünün ardından kamuoyuna duyurulması bekleniyor.
ABD ile İsrail arasında geçen hafta sonundan itibaren Gaza barış anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin kapsamlı görüşmeler yapıldı.
Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile süreci görüştü.
Ankara’nın rolü ne olacak?
Ankara’nın Hamas’a en temel mesajlarından biri Gazze barış anlaşmasına bağlı kalması ve anlaşma çerçevesinde kurulan tüm kurullarla yakın işbirliği yapması.
Fidan’ın dile getirdiği Hamas’ın silahsızlanma sürecinin aşamaları arasında;
- Gazze’de Filistinlilerden oluşan yönetimin kontrolü ele alması
- Güvenliğin sağlanması için Filistinli polis birliklerinin oluşturulması,
- Gazze’ye uluslararası gücün yerleşmesi,
- İsrail’in de bölgeden çekilmesi gibi başlıklar bulunuyor.
Dışişleri Bakanı Fidan, Gazze Yönetim Kurulu üyesi olarak bu süreçlerin yürütülmesinde devrede olacak isimlerden.
Aynı kurulda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi önemli isimlerle çalışacak olan Fidan’ın, özellikle diplomatik süreçleri Filistinlilerin lehine olacak şekilde yönlendirmeye çalışacağı kaydediliyor.
Bunun ötesinde Dışişleri ve MİT bürokrasisinin de Hamas ile yakın temasta kalıp sahadaki süreçlerin yönetilmesine odaklanacağı öngörülüyor.
Ancak İsrail’in Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uluslararası görev gücünde yer almasına hala karşı olması, Türkiye’nin Hamas’ın silahsızlandırılması sürecinde fiziken ve aktif olarak devrede olmasını engelleyen bir durum.
Hamas’ın son dönemde Mısır ve Katar ile ilişkilerinde gözlenen soğukluk nedeniyle, Türkiye’nin Hamas yetkilileriyle son dönemde kurduğu temasın daha da önemli hale geldiği değerlendirmeleri yapılıyor.
Hamas’ın Gazze barış planını kabul etmesi sürecinde de Türkiye’nin etkin olduğu, şimdi silahsızlanma sürecinde de devrede olması gerekliliği başta Washington olmak üzere birçok başkentte kabul gören bir değerlendirme.
Witkoff’un İsrail’deki son temaslarında da Türkiye’nin sürece katılımı konusundaki ısrarını İsrail yönetimine iletmesi önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Bunun yanı sıra İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın da Türkiye ile ilişkilerle ilgili olarak son dönemdeki en olumlu açıklamayı yapması bu süreçte not edilen gelişmeler arasında.
Saar, Türkiye ile hala temasların sürdüğünü belirtmiş ve ilişkilerin geleceğinin Türk tarafının tavrına bağlı olduğunu söylemişti.




