Connect with us

Makaleler

“Zırhlıların kent merkezlerine girişi yasaklansın”

Independent Türkçe’nin bugünkü köşe yazısında Abdulhakim Günaydın 18’i çocuk 50’ye yakın kişi zırhlı araç çarpması sonucu yaşamını yitirdi… “Zırhlıların kent merkezlerine girişi yasaklansın” yazısında İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, 2018’den 2021’in ilk altına ayına kadar 18’i çocuk olmak üzere 50’ye yakın kişi zırhlı araç çarpması sonucu hayatını kaybettiğini dile getirdi.

Yazının tamamı şöyle:

Zırhlı araçlar can almaya devam ediyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki kentlerin merkezlerinde kullanılan zırhlı araçların yol açtığı dramların sonlandırılması çağrısı yapıldı: “Bu kabul edilemez, derhal yasaklanmalı”

Panzer, kobra, ejder, kartal, kirpi ve TOMA… Bunlar güvenlik güçleri tarafından toplumsal olaylara müdahale amaçlı kullanılan araçlara verilen isimler.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki kullanılan bu zırhlı araçlar, birçok insanı yaşamına neden oldu.

Araç çarpması sonucu yaşamını yitirenlere bir yenisi daha eklendi.

Olay geçen pazartesi Şırnak’ın Cizre ilçesinde Konak ile Nur mahallelerini birbirine bağlayan köprüde gerçekleşti.

Abdulgaffar Dayan (24) yaralı olarak kaldırıldığı Cizre Devlet Hastanesi’nde dün hayatını kaybetti.

Cizre’de Dayan’ın hayatını kaybetmesi zırhlı araçların kentlerin en işlek noktasında konuşlandırılmasını eleştiri konusu yaptı.

Aracın çarpması nedeniyle Dayan’ın yaşamını yitirdiği kesin ama hangi araçla öldüğü tartışmalı.

Dayan’a çarpan aracın kaymakamlığın koruma aracı pikap olduğu belirtildi.

Zırhlı araç değil de pikap olması bir gerçeği değiştirmiyor. O da şu: Zırhlı araç nedeniyle birçok insanı araçların çarpması veya ezmesi sonucu yaşamını yitirdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, 2018’den 2021’in ilk altına ayına kadar 18’i çocuk olmak üzere 50’ye yakın kişi zırhlı araç çarpması sonucu hayatını kaybetti.

Yine 21’i çocuk olmak üzere kadınlarında içinde olduğu 60 civarında insan da yaralandı.

Peki, ölümlere sebebiyet veren bu araçlara bir çözüm bulunamaz mı?

Zırhlı araçların yerleşim yerlerinde kullanılması ne kadar doğru?

Sivil toplum kuruluşları temsilcileri, zırhlı araçların şehir merkezlerinde kullanılmaması gerektiği görüşünde.

“Bu kabul edilemez, derhal yasaklanmalı”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Metin Bakkalcı, zırhlı araçların yerleşim yerlerinde özellikle çocukların bulunduğu alanlarda çok özel istisnai durumlar dışında kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Metin Bakkalcı

Araçların yerleşim yerlerinde kullanımının derhal yasaklanması çağrısında bulunan Bakkalcı, “Ne yazık ki bu zırhlı araçların çok istisnai durumlarda ancak kullanılabilecek olan araçların kullanımı sıradan bir hale geldiğini görüyoruz. Bu kabul edilemez” dedi.

Yaşanan olaylarla ilgili sürmekte olan pek çok davanın olduğuna değinen Bakkalcı, “Davaların birçoğunda ne yazık ki hukuka uygun, soruşturma ve yargılama sürecinde sorunlar olduğu aşikâr. Bu herkes tarafından biliniyor” dedi ve ekledi:

Öyle görünüyor ki bu araçların kullanımı özellikle kimi yerleşim birimlerinde daha da sıradanlaştırılmış bir durumda. Bu kabul edilemez ve derhal yasaklanmalı. Yaşanan olaylarda daha etkin soruşturmalar başlatılmalı, sorumlular açığa çıkartılıp cezalandırılmalı. Cezasızlığa son verilmelidir.

“Ankara’nın mahallelerinde zırhlı araç kullanıyor musunuz?”

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise benzer olayların meydana gelmemesi için birçok defa önlem alınmasına ilişkin çağrılarda bulunduğunu hatırlattı.

Bölgeye karşı ayrımcı bir uygulama olduğunu savunan Türkdoğan, “Ankara’nın mahallelerinde zırhlı araç dolaştırmıyorsanız bunu Türkiye’nin her yerinde yapmanız gerekir. Bu ayrımcı bir uygulamadır” dedi.

Türkdoğan, “Gerçekten güvenlik sağlandıysa, hükümetin terörle mücadele politikası belli bir başarı noktasına ulaştıysa o halde sanki bu politika başarısızmış gibi bu kadar yoğun bir zırhlı araç eşliğinde güvenlik önlemi almaya ne gerek var?” sorusunu sordu.

“Soruşturmaların olası kasttan yürütülmesi gerekiyor”

Uygulamada ayrımcı bir politikayla beraber halka korku salmak amacıyla bu politikanın devam ettirildiği düşündüğünü belirten Türkdoğan, “Bu politikanın devam ettirilmesinde bizi ilgilendiren kısım zırhlı araçların sivillere çarpmasıdır. Aracı kullanan kişi hızlı gittiğinde önüne çıkabilecek kişileri göremez, çünkü çok kör noktası var. Eğer bu aracı bir sokakta kullanıyorsanız olası bir kaza ihtimali çok daha yüksek oluyor. Bunun biliniyor olması lazım. Biz buna olası kast diyoruz” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Soruşturmaların olası kasttan yürütülmesi gerekiyor. Ama soruşturmalar taksir dediğimiz ihmal nedeniyle ölüm ve yaralanmaya sebep olmaktan açılıyor ve cezasızlıkla sonuçlanıyor. Ayrıca devlet bir cezasızlık politikası izliyor. Bundan vazgeçerek etkili soruşturma yürütülmesi lazım. Bütün bunları önlemenin yolu Ankara’nın mahallelerinde zırhlı araç gezdirmiyorsanız, Şırnak’ta da Cizre’de de gezdirmeyeceksiniz. Bu ayrımcı bir uygulamadır ve buna son verilmelidir.”

“Birinci taksir diyebileceğimiz bir cinayet durumu oluşuyor”

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Genel Başkanı Kaya Kartal da son dönemlerde zırhlı araç çarpması sonucu yaşanan ölümlere bir önlem alması çağrısında bulundu.

Kazaların bu denli yoğun yaşanmasının ortada sistemsel bir sorun olduğunu gösterdiğini aktaran Kartal, “Bu da zırhlı araçların şehir merkezlerinde bu kadar rahat hareket edebilmeleri sorununu gösteriyor. Burada ‘kasti olmasa bile bilinçli taksir’ diyebileceğimiz bir cinayet durumu oluşuyor” dedi.

Yaşanan tüm olaylarda araçların şehir içinde kullanılmaması çağrısı yaptıklarını ifade eden Kartal, söz konusu araçların kent merkezlerinde kullanılacak şekilde imal edilmediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Araçların çok sayıda kör noktaları var, kontrolsüz ve temas halinde öldürücü etkiler bırakabilecek araçlardır. Maalesef bugüne kadar yapılan çağrılar dikkate alınmadı ve insanlar hala bu nedenle yaşamını yitiriyor. Çok sayıda kaza var ve bu artık taksir durumunu aşan olaylara doğru evriliyor. Sorumluluğu ve ihmali olan kişiler muhakkak adil bir şekilde yargılanmalı. Ayrıca cezasızlık da önlemsizliği artırıyor. Neticede yaşanan olaylarda idarenin de sorumluluğu var. Sorumlular gereğini yerine getirmeli.”

Devamı…
Yorumunuz

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir