Connect with us

Makaleler

Kazimi’ye yönelik suikast mı; yoksa Kazimiliğin ortadan kaldırılması mı?

Amaç, Kazimi’nin vizyonunu bitirmek veya alt kimlik savunucularının ve ideolojik bağnazların ayrıcalıklarını tehdit eden ulusal bir doktrine dönüşmeden önce “Kazimiliği” ortadan kaldırmaktı.

Kazimi suikastı suç olarak, uluslararası standartlara göre (Güvenlik Konseyi Bildirisi) Başbakanın şahsını hedef alan bir terör eylemi olarak tanımlanmaktadır, ancak siyasi olarak ve Irak örneğinde çok daha ciddidir; çünkü tasarlanmış ve planlanmış bir suçtur.

Planlayan ve uygulayan kişi, “Kazimilik” olarak adlandırılabilecek oluşum halindeki bir Irak olgusunu bitirmek istedi, çünkü Kazimilik yönetimde tamamen başarısız bir devlet tecrübesinin göreceli de olsa başarılı bir antitezi haline geldi.

Kazimi veya halefi ile bu olgunun devam etmesi, Ekim halk devrimi tarafından korunması, devlet dışı projeler karşısında devlet projesi için bir kaldıraç olacaktır.

Mustafa Kazimi istisnai bir şahsiyet değil, ancak, yürütme görevine atandığı sırada Irak’ın koşulları istisnai idi.

Bu koşullar pek çok konuda profesyonel Kazimi’ye değişim amacıyla ilk adımı, başbakanlık görevini üstlenmesini kabul eden tarafların hesaplarında olmayan bir adımı atmak için gerçek bir fırsat sundu.

Aslında bu taraflar, başbakanlığını isteksizce yalnızca ‘Ekim bıçağı’ boğazlarına dayandığı için kabul etmişlerdi.

O dönemde, Irak siyasi sınıfının çoğu iflasının zirvesindeydi. Sakinlerinden bir bölümünün savaş, yıkım, yolsuzluk ve bağımlılık ile Irak ve Iraklılara 18 yıl kaybettirmelerinden sonra mezhepçi evlerin duvarları çatlamıştı.

Irak’ı anlamak onların boyunu aşıyordu, onu yönetemeyecek kadar küçüktüler.

İşte bu taraflar 7 Kasım şafağında seçimlerini yaptılar; kendi iktidarlarını korumak için devlete suikast düzenlemek.

Amaç, Kazimi’nin vizyonunu bitirmek veya alt kimlik savunucularının ve ideolojik bağnazların ayrıcalıklarını tehdit eden ulusal bir doktrine dönüşmeden önce “Kazimiliği” ortadan kaldırmaktı.

Bu taraflar kurumları restore etmek ve ülkenin zenginliklerini korumak, Irak’a, rolüne, pozisyonuna ve konumuna güveni yeniden tesis etmek isteyen herkesin karşısında durdu ve durmaya da devam ediyor.

Tek başına iktidara gelen Kazimi, kısa bir sürede Iraklıların devletlerine güvenlerini az da olsa yeniden tesis etmeyi başardı.

Sakin bir meydan okumayla, Irak’ın kolektif bilincinde yeniden ulusal bir dayanak haline gelen askeri kurumu rehabilite etmeye yöneldi.

Irak ordusu, devlet idaresini reddeden silahlı ideolojik güçler lehine devletin egemenliğini zayıflatmak için kendisine boyun eğdirmeyi amaçlayan sistematik bir marjinalleştirme ve ahlaki bir gerileme süreci yaşamasına rağmen eski konumunu yeniden kazanabildi.

Kazimi’yi fiziki olarak öldürmeye çalışmadan önce siyasi olarak öldürmeye çalıştılar; ona şantaj yaptılar, kuşatmaya ve izole etmeye çabaladılar.

Ama o, bilgeliği ve sabrı ile yoluna döşenen mayınların bir kısmını sökmeyi başardı. Kendisi için kurulan pusuların bir kısmını boşa çıkardı.

Popüler desteğinin bir kısmını kaybetmesine ve verdiği sözlerin çoğunu yerine getirmemesine rağmen, hakim siyasi görüşten farklı bir siyasi vizyonu kristalize etmeyi başardı.

Bu da rakiplerini ve düşmanlarını kızdırdı. Ondan ve tesis etmeye çalıştığı şeyden kurtulmanın gerekliliği konusunda oybirliğiyle anlaştılar.

Seçim arzularının aksine sonuçlandığında, silahlarını yeniden onun başına doğrulttular, ama bu sefer sadece taşıyıcısını değil, fikri de ortadan kaldırmak istediler.

Çünkü Kazimi, başarısızlıklarını akseden için bir aynaya dönüşmüştü. Onlara gerçek yüzlerini gösteren bu aynanın lanetine uğramışlardı.

Seçim sonuçları aslında suikast kararını hızlandırdı. Özellikle de sonuçları, bazı tarafları meşruluk ve meşruiyetten arındırıp, popüler boyutlarını ortaya koyduktan ve içeride siyasi ufuklarının tıkandığını açığa çıkardıktan sonra.

Bu taraflar onları Irak devletine dayatan ve kurumları içinde güçlendiren dış sponsorları için bir yük haline geldiler.

Dış sponsorları da şimdi hem kendisinin hem de onların yaptıklarının karşılığını alıyor. Gittikçe batan bu tarafları yeniden yüzeye çıkaramıyor. Çıkarları için bir yüke dönüştüler.

Onları Irak deneyimini kuşatmak ve nüfuzunun koşullarına tabi kılmak için kullandıktan sonra, şimdi onlardan ve eylemlerinden sıyrılmaya çalışıyor.

Siyasi zekası ve kurnazlığı ile övünmeye alışık bu dış sponsor, en büyük hatayı yaptı, çünkü Kazimi’yi ortadan kaldırma girişiminin başarısızlığı, siyasi ve teorik olarak Kazimi’nin konumunu pekiştirdi.

Iraklıların gözlerini geçici bir uzlaşı ile başbakanlık görevini üstlenen kişinin ulusal bir teminat haline geldiği gerçeğine açtı.

Az kalsın Iraklıların trajik anılarının bir parçası haline gelecek Kazimi’ye, bölgesel ve uluslararası düşmanların çatısı altında buluştuğu yere, rahmetli Muhammed Mekkiye’nin Baas’ınkine hiç benzemeyen Bağdat çizimlerini sakladığı yere, oğlu Kenan ve arkadaşlarının Saddam’ın kurbanlarının sözlü hatırasını topladıkları eve dönelim.

Safa el-Saray, Riham Yakub ve Hişam el-Haşimi’nin, protestoların kurbanlarının dosyalarının bulunduğu odalara geri dönelim.

Yeni korku cumhuriyeti işte orada Kazimiliği ortadan kaldırmayı, saf dışı bırakmayı başaramadı.

Devamı…
Yorumunuz

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir