Connect with us

Ortadoğu

İranlı Komutan Kaani, ‘DEAŞ’ın Irak’ı yeniden istila girişiminde bulunmasından’ endişeli

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Irak’ta Şii cephenin dağılmasının sonuçları konusunda uyardı.

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Irak’ta Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr ile yaptığı görüşmeleri genel olarak kamuoyuna duyurmuyor. Ancak Sadr Hareketi’nden kaynaklar, yaklaşık iki haftadır Irak’ta bulunan ve Bağdat-Erbil-Necef hattında mekik dokuyan Kaani’nin önceki gün Necef kentinin Hanane Mahallesi’nde Sadr ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamada bulundu.

Kaani’nin halihazırda devam eden Irak ziyareti ile ilgili kamuoyuyla sadece bir fotoğrafı paylaşılan bulunuyor. Kaani, yaklaşık on gün önce paylaşılan bu fotoğrafta, Mukteda es-Sadr’ın babası Şii dini merci Ayetullah Muhammed Sadık es-Sadr’ın Necef kentindeki türbesini ziyaret ederken görülüyor. İranlılar, Kaani ile Sadr arasındaki görüşmeyi duyurmasa da Sadr Hareketi’nden kaynaklar, Kaani’nin temaslarını kamuoyuna açıkladı. Gözlemciler fotoğrafı çekilmeyen bu görüşmeye ve sonrasındaki sürece dikkat çektiler. Sadr görüşme sonrasında kendi el yazısıyla “Ne doğu ne batı … ulusal çoğunluk hükümeti” ifadesini yazdığı kâğıdın fotoğrafını Twitter hesabından paylaştı. Bu paylaşım iki isim arasındaki görüşmenin başarısız olduğunun en açık işareti olarak değerlendirildi. Nitekim görüşme sonrasında basına sızdırılan bilgilere göre, Kaani İran dini lideri Ali Hamaney’den Sadr’a bir mektup götürdü. Söz konusu mektupta Şii Koordinasyon Grubu çatısı altındaki tüm siyasi parti ve grupların bir arada olmasına vurgu yapıldığı iddia edildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan  kaynaklar, İsmail Kaani’nin Hanane’de Sadr ile yaptığı görüşmede Tahran’ın Irak’taki Şii cephenin dağılması halinde “istenmeyen sonuçların” ortaya çıkmasından duyduğu endişeleri aktardılar. Kaynaklara göre istenmeyen sonuçlardan biri de “dışardan gelecek bir komplo sonucu Irak’ta DEAŞ örgütünün yeni bir istilasına tanık olmak.” 

Sadr ile görüşmesi sırasında Kaani’ye eşlik eden ekipten bilgi alan siyasi bir kaynak, şunları aktardı:

“İranlı General Sadr ile görüşmesinde, ülkesinin (İran’ın) Sadr’ın liderlik edeceği bir hükümete itiraz etmediğini vurguladı. Ülkesinden kendisine getirdiği mektubun hükümete katılanlar ve karşı çıkanlarla ilgili olmadığını, aksine mektubun İran ulusal güvenliğini tehdit etmeyecek gerçekçi garantiler almakla ilgilendiğini söyledi.”

Söz konusu kaynak, İran ekibinden bir üyenin sözlerini aktardığı açıklamasında şunları söyledi:

“Koordinasyon Grubu’nun (hükümete) katılmaması bu tehditler karşısında güvence oluşturmuyor. Çünkü katılmamaları Şiiler arasında benzeri görülmemiş bir bölünme anlamına gelir. Bu güçlerin hükümet içindeki payları ve ağırlıkları, Şii aktörlerin stratejik önceliği olmamalı. Aksine bu aktörlerin önceliği şu an mevcut süreçte beklenen risklerin farkında olmaktır.”

Kaynak, Necef’ten de bilgiler vererek “Kaani, Sadr ile sohbetinde ‘tehlike bazılarının düşündüğünden daha büyük’ ifadesini kullandı. İran’ın sınırındaki bir ülkede meydana gelen ve onu etkileyen siyasi gelişmeleri görmezden gelmesinin asla mümkün olmadığını söyledi” ifadelerini kullandı.

Başka bir diğer kaynağa göre Kaani, ülkesinin Sadr’ın liderlik edeceği bir hükümete karşı olmadığını fakat Şiilerin bir kısmının hükümette diğer kısmının muhalefette yer almasının “hükümetin çalışmalarını engelleyeceğini ve bölgesel düzeydekilerde dahil olmak üzere birçok hesabın birbirine karışmasına yol açacağını” söyledi. Kaynak, Kaani’nin Sadr’ı “en azından yakınlaşma veya uzlaşı için bir formül bulmaya” çağırdığını bildirdi.

Sadr Hareketi Siyasi Kurulu’na yakın bir kaynak da şu açıklamada bulundu:

“Kudüs Gücü Komutanı Sadr ile görüşmesinde (Sadr’ın hükümetin dışında tutulmasını şart koştuğu) Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ve Asayib Ehlil Hak Hareketi Genel Sekreteri Kays el-Hazeli’den söz etmedi. Bunun yerine İran’ın görüşünden ve Tahran’ın gördüğü risklerden bahsetti.”

Kaani ile Sadr arasındaki görüşme atmosferi hakkında yönelttiği soruyu cevaplayan Sadr Hareketi yöneticileri, Sadr’ın  “Çoğunluk hükümeti… ne doğu ne batı” ifadesini kullandığı Twitter mesajına işaret etmekle yetindi. Hareket yöneticilerinden biri, “Reform planından geri adım atılmasına ihtimal vermiyorum. Söz konusu baskılar, devam eden şantaj girişimidir. Bu baskıların bir parçası Sünni ve Kürt ortakları korkutmayı amaçlıyor. Yeni duruma ayak uydurmaları için bir buçuk ayları var” dedi.

Kaani’nin görüşme sırasında yaptığı uyarılar karşısında Sadr’ın nasıl bir cevap verdiğiyle ilgili ise çelişkili bilgiler mevcut. Fakat Sadr’a yakın isimlerden aktarılan bilgilere göre Koordinasyon Grubu’nun sunduğu ‘Nuri el-Maliki’nin de hükümette yer alması teklifini’ reddetmeye devam eden Sadr, Kaani ile görüşmesi sırasında “İran’a yönelik bir düşmanlık içermeyen reform projesi sonucunda Irak’ta meydana gelecek büyük değişikliklere uyum sağlanması gerektiğini” vurguladı. Ancak diğer kaynaklar ise “Sadr’ın Şii taraflardan hiçbirinin hükümette yer almasına karşı olmadığını ifade etmekle birlikte tüm tarafların siyasi ve güvenlik projesini kabul etmelerini şart koştuğunu” kaydetti. Aynı kaynaklara göre Sadr’ın kurduğu koalisyonun “kendilerini eritmesinden” endişe eden Koordinasyon Grubu liderleri ise bu öneriyi reddediyorlar.

Kaani, Necef’te Sadr ile görüşmesinin ardından Bağdat’a döndü. Bu görüşmeyle eşzamanlı olarak Koordinasyon Grubu yeni bir siyasi girişim ilan etmek amacıyla toplantılar düzenliyordu. Konuya yakın bir kaynak, Kaani’nin girişimin maddeleri hakkında bilgi sahibi olduğunu ve Sadr ile diyaloğunun ardından girişim hakkında görüş ve değişiklik önerilerini sunacağını belirtti.

Koordinasyon Grubu’ndan bir siyasi danışman, söz konusu girişimin, Maliki de dahil olmak üzere Koordinasyon Grubu liderlerinin düzenleyeceği ve Kaani’nin katılma ihtimali bulunan toplantıda onaylanacağını söyledi. Ancak hükümete katılma veya boykot etme kararı, çığır açması muhtemel bazı küçük taktiklere göre şekillenecek. Bu taktikler arasında, bir milletvekilinin Irak Meclisi’nin cumhurbaşkanlığı adaylığını yeniden başlatması kararıyla ilgili yaptığı itiraza Federal Mahkeme’nin vereceği cevap da bulunuyor.

Kaani, Hanane’ye doğru yola çıkmadan önce Koordinasyon Grubu liderlerinin tutumları arasındaki farkları ve müşterek noktaları tespit ve Sadr’ın projesine alternatif bir proje üretme noktasında becerilerini test etmek amacıyla grup liderleriyle ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi. Koordinasyon Grubu’nun son toplantılarına katılan Şii bir politikacının ifadesiyle İran “acı verici siyasi fedakarlıkları” da kapsayan son bir girişimle müttefiklerinin alacağı hasarları hafifletmeye çalışıyor.

Bağımsız bir siyasetçi verdiği demeçte şunları söyledi:

“Görünüşe göre şu anda Sadr üzerinde ısrar ettiği ulusal çoğunluk kavramıyla ilgili kararının bağımsızlığına bağlı kalmak ile Koordinasyon Grubu’nun bir kısmını kendi tarafına nasıl çekeceği arasında kalmış durumda. Sadr ulusal çoğunluk hükümeti projesi uğruna geniş bir koalisyon kurdu. Federal Mahkeme’nin cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili üçte iki çoğunluk kararı olmasa bu projesini kesinlikle sürdürür, KDP’nin cumhurbaşkanı adayını seçtirir, partisini en büyük meclis bloğu ilan eder ve aynı zamanda başbakanı seçerdi. Sadr olan bitene ve görünüşe göre İran’dan gelen baskılara boyun eğmek istemiyor. Boyun eğmeyi sunduğu şeyden büyük bir geri adım atmak olarak görüyor. Fakat aynı zamanda Şii Koordinasyon Grubu’ndan bir tarafı koalisyonuna geçmeye ikna ederek ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin muhalefete geçmemesi için koalisyonundaki müttefiki Mesud Barzani’yi de cumhurbaşkanlığı koltuğu konusunda ikna ederek üçte iki çoğunluk engelini aşmayı istiyor.”

Sadr, İran’ın, Nuri el-Maliki de dahil olmak üzere Koordinasyon Grubu çatısı altındaki tüm siyasi parti ve grupların hükümete katılması yönündeki şartlarını reddediyor. Sadr son günlerde İran’dan yapılan baskıların yanı sıra başka çevrelerin de baskılarına maruz kalmaya başladı. Nitekim Hizbullah’ın Irak dosyasından sorumlu Muhammed Kevserani’nin yanı sıra Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah yaptığı açıklamada, Iraklılar ne zaman isterse arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduklarını ifade etti. Bu açıklama, Hizbullah’ın Sadr ve Maliki arasındaki düğümünü çözmek amacıyla taraflar arasında yeni bir diyalog turu başlatma ihtimaline işaret ediyor.

Irak İstişare Konseyi Başkanı Ferhad Alaaddin de şu değerlendirmelerde bulundu:

“Federal Mahkeme’nin Anayasa’nın 70’inci maddesini, cumhurbaşkanı seçimi oturumunda üçte iki çoğunluğun sağlanması gerektiği şeklinde yorumlaması şoku nedeniyle Sadr’ın üzerinde ısrar ettiği ulusal çoğunluk hükümeti projesi can çekişiyor. Sadr Hareketi ile Koordinasyon Grubu arasında anlaşmalar ve uzlaşmalar olmadan üçte iki çoğunluk gerçekleşmeyecek. Çoğunluk meselesiyle ilgili şok yaratması muhtemel bir başka sürpriz ise Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın Twitter’dan verdiği işaretti. Bu işaret Sadr Hareketi üyelerini Kürdistan Demokrat Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Hoşyar Zebari’ye oy vermemeye yöneltebilir.”

Zebari’nin davası halen yargıda bekliyor. Sadr Hareketi, Egemenlik Konseyi ve Kürdistan Demokrat Partisi’nden oluşan üçlü ittifakın kontrol ettiği Meclis Başkanlığı, cumhurbaşkanı adaylık kapısını yeniden açtı. Hukuk uzmanları bu adımın anayasaya aykırı olduğunu ifade ediyorlar. Bu adım, Kürdistan Demokrat Partisi’ne Zebari’ye alternatif bir aday sunma fırsatı yarattı. Nitekim yargının Zebari’nin aleyhine bir karar vermesinden endişe ediliyor. Ancak Alaaddin’e göre, tüm bu hamlelerle birlikte Sadr, 2020 yılında paylaştığı Twitter’Dan paylaştığı mesajda seçimlerin yapılması halinde Sadr Hareketi’nin Meclis’te çoğunluğu elde edeceğini, başbakanı belirleyeceğini ve reform projesinin tamamlanmasını üstleneceğini açık bir şekilde ifade etti.

FACEBOOK Yorumları:
Devamı…
Yorumunuz

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.