Connect with us

Yaşam

Türkiye’nin en büyük pamuk lifi test ve analiz laboratuvarı Diyarbakır’da kuruldu

Türkiye’de 2021 üretim sezonunda 1,77 milyon ton kütlü pamuk üretildi.

Ülkedeki üretimin yüzde 85’i aralarında Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın da bulunduğu 6 ilde yapılıyor.  

Uluslararası Pamuk İstişare Kurulu’nun (ICAC) yayımladığı rakamlara göre; Türkiye 2021 sezonunda dünyada pamuk ekim alanı yönünden on birinci, pamuk üretim miktarı yönünden yedinci, pamuk tüketimi yönünden de beşinci sırada yer alıyor. 

Diyarbakır 2.JPG

İplik ve kumaş üretimi yapan işletmeler için test ve kontrol cihazları üreten uluslararası bir şirket olan Uster verilerine göre; ülkemizde 5 adet HVI ve 1 adet AFIS Pro 2 cihazının bir arada olduğu bu kadar donanımlı başka bir laboratuvar yok.

Rekabetçi Sektörler Programı çerçevesinde yürütülen “Pamuk Lifi Üretiminde Bölgesel Sınai İşbirliği Projesi” kapsamında Pamuk Lifi Kalite Analiz Laboratuvarı kuruldu.  
 

IMG_3846.JPG

Toplam bütçesi 6,6 milyon euro olan projenin yüzde 82’si AB tarafından, geri kalanı da ulusal bütçeden karşılandı.  

Projenin yararlanıcı kurumu, GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (GAPUTAEM) oldu. 
 

Proje sayesinde, pamukta standardizasyon, kalite kontrol ve kontaminasyon sorunun çözülmesi hedefleniyor.

Aksi takdirde pamuğun iç ve dış piyasa değerini düşürüyor ve ithal pamuğa olan talebi artırıyor. 
 

GAPUTAEM arazi.jpg

Proje, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve T.C. Sanayi Bakanlığı’nın işbirliği ile hayata geçirildi. 

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu (EUD), proje boyunca tavsiyelerde bulundu ve uygulama süresi içinde düzenlenen farklı toplantılarda gözlemci olarak katıldı.

Delegasyon ihale ve sözleşme belgeleri gibi dokümanların ön kontrollerini yaptı.

Sanayi Bakanlığı ise projede program otoritesi olarak yer aldı ve programın sağlam mali yönetim ilkesine uygun olarak uygulanmasını sağladı.

Yıllık ve nihai uygulama raporlarını, ihale ve ödeme prosedürlerini hazırladı. 

Güneydoğu Anadolu’daki pamuk üretimi konusundaki sorunları ortadan kaldırmak için kalite standartlarını iyileştirebilmek amacıyla çırcır-prese işletmelerinde üretilen her balyanın test edilmesi için numune alma setleri dağıtıldı ve balyaların tek tek barkotlanması sağlandı.

Uluslararası piyasalarda talep edilen tek balya sistemine de proje sayesinde geçiş kolaylaştırılmış oldu. 

Çırçırlanan her pamuk balyasından numune alınarak lif kalite değerlerine göre sınıflandırılması işlemine tek balya sistemi deniyor.

Pamuk lifinin hem iç piyasada hem de dış piyasada güvenli ticarete konu olabilmesi için balyaların kimlik belgesi olan tek balya sistemine göre, analiz edilmesi ve piyasaya öyle sunulması isteniyor. 

Pamuk üreticisi, çırçır firmaları ve alıcı konumundaki iplik üreticileri laboratuvar sayesinde daha güvenli bir şekilde ticaret yapabiliyor.

Bölgedeki çırçır firmalarıyla ve bunlardan alın yapan iplik firmalarıyla yapılan görüşmelerde firma temsilcilerinin yaptığı değerlendirmelere göre artış olduğu belirtiliyor.

 
“Sezonda 700 bin adet, günlük yaklaşık 5 bin adet numune analiz etme kapasitesine sahip”

Güney Doğu Anadolu (GAP) projesinin hayata geçmesiyle birlikte pamuk üretiminde artış olduğunu belirten GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Mehdi Sümerli, “Hammadde ve iplik laboratuvarlarında bulunması gereken bütün test cihazları bizde de mevcut. Bu altyapıyla sezonda 700 bin adet, günlük yaklaşık 5 bin adet numune analiz etme kapasitesine sahipiz. Bölgemizde yer alan çırçır firmalarının tek balya sistemine geçeceği öngörüsü ile kurulmuş olan Altyapı, Türkiye’de henüz tek balya sistemine geçilmediği için yıllık yüzde 10 oranında kullanılıyor. Laboratuvarımızda pamuk numunelerini test ettiren işletmelerimiz tüm dünyada geçerli ve yüksek güvenilirlikte sonuçlar elde ediyor. Bu sayede, pamuğun kalitesinden emin olan çırçır firmaları buna göre satış yapabiliyor ve çok daha geniş bir alıcı profiline ulaşabiliyor” dedi. 

“Ellerindeki pamuğu depolama ve sigortayla ilgili sorun olduğu için çırçırdan hemen sonra genel olarak satmak eğilimindeler”

Bölgede yer alan çırçır firmalarının pamuğa sigorta yaptıramadığını belirten Sümerli, konu hakkında şu bilgileri verdi:

Ellerindeki pamuğu depolayacakları yeterince büyük alanlar olmadığı için maalesef her balyadan numune almayı gerektiren tek balya sistemine geçemeyip, parti bazlı analiz yapabilir duruma geldiler. Bu da kapasitenin tam anlamıyla kullanılamamasına sebep oldu. Çırçır-prese firmaları ya da üreticiler ellerindeki pamuğu depolama ve sigortayla ilgili sorun olduğu için çırçırdan hemen sonra genel olarak satmak eğilimindeler. Laboratuvar faaliyete geçtikten sonra şehir dışındaki alıcılarla çok daha rahat irtibata geçen firmalar hem yurtiçi hem de yurtdışındaki firmalara kolaylıkla ulaşarak satış yapabiliyor. Satış veya sonraki süreç bizim tarafımızdan kontrol edilmiyor. 

GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü ekibi, bölgede doğal lif potansiyelinin yüksek olmasından kaynaklı Doğal Lifler Enstitüsü olabilmek için çalışmalarını sürdürüyor.  
 

GAP Pamuk Lifi  (5).JPG

“Akreditasyon için gerekli ve olmazsa olmaz olan yerinde denetim güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirilmedi”

Laboratuvarın uluslararası akreditasyonu (ICA Bremen akreditasyonu) için gerekli bütün altyapı çalışmalarının tamamlandığını kaydeden Sümerli, “Ancak akreditasyon için gerekli ve olmazsa olmaz olan yerinde denetim güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirilmedi. Buna rağmen faaliyete geçtiğimiz günden beri laboratuvar olarak akredite olamasak da akrediteymiş gibi çalışmaya devam ediyoruz, bütün gereklilikleri yerine getiriyoruz. Hem Türkiye’den hem de yurtdışından analiz için numune akışı var” ifadelerini kullandı. 

Laboratuvarla birlikte iplik üretimi hızlandı

“Çiftçilerin daha az çeşide yönelmesiyle çeşit kirliliğinin önüne geçildi” diyen Sümerli, “Böylece kalite anlamında homojenliğe doğru gidilerek daha spesifik bir Diyarbakır ya da Şanlıurfa pamuğundan söz edilebilir. Daha önce çırçırcıdan direkt iplikçiye olan üretim akışı; çırçırcıdan kalite laboratuvarına oradan kalite analizleriyle birlikte iplikçiye olacak şekilde değişti. Aynı zamanda iplikçi bizim analiz sonuçlarımıza güvendiği için bir daha kendi bünyesinde analiz yapma gereği duymayarak iş yükünü hafifletti” dedi.  

 “Tek balya sistemi gerek üreticiyi gerekse sanayiyi ve hatta ticareti zorlayan bir sistem”

Projenin yönetim kurulunda yer alan Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, şunları söyledi:

Pamuk analiz laboratuvarının faaliyetlerine başlamasıyla borsamız pamuk seansları laboratuvarda yapılan analiz değerleri üzerinden satışa sunuluyor. Ürünler genel itibari ile işletmelerin daha önceden ticaretinin olduğu iplik fabrikalarına ve Ticaret Borsası’nda iplik fabrikası ve diğer alıcıları temsilen bulunan ajanslar aracılığı ile pamuk seanslarında satılıyor.


“Tek balya sistemi ülkemizde uygulaması gerek üreticiyi gerekse sanayiyi ve hatta ticareti zorlayan bir sistem” diyen Yeşil, “Zorlamasının ana sebebi, mevcut ticari alışkanlıklar. Teknik olarak bir tırdaki 20-30 tonluk bir pamuktan tek bir numune alarak analize göndermek ile 200-250 kiloluk her balyadan tek tek numune alarak analize göndermek arasında ciddi bir iş yükü farkı var. Analize gönderilen her balya analiz sonucunun beklendiği bir yada iki iş günü içinde muhafaza edilerek, analiz sonucuna göre depolanıyor. Bu da ciddi anlamda bir depolama alanı gerektiriyor” dedi.

Bölgedeki sigorta şirketlerinin pamuk balyalarını sigortalamadığını söyleyen Yeşil, bunun için ya lisanslı depolar arttrılacağını ya da şu anda yapıldığı gibi çırçır firmalarının, analiz sonuçlarını beklemeden yeterli alanları olmadığı için balyalarını satacaklarını ifade etti.

Yeşil, “Özellikle bölgemizde çırçır işletmelerinin depolarını sigortalatamaması, daha doğrusu sigorta şirketlerinin yüksek sigorta maliyetleri çıkarması veya sigorta yapmak istemiyor. Bu nedenle, işletme pamuk stoğunu, depolamak yerine iplik fabrikalarına emaneten göndermesine sebep oluyor.  Bu durum   da pamuğun piyasadan çekilmesine, arz ve talep dengesinin değişmesine sebep oluyor.  Bu sorun projenin yürütülmesinde karşılaşılan en önemli sorundu. Haliyle bu durum proje faaliyetlerine kısıtlı sayıda işletmenin ilgi duymasına, planlamalardaki faaliyetlerin aksamasına sebep oldu” dedi. 


“Kalite standardizasyonu üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu görüyoruz”

Laboratuvar kurulmadan önce kalite standartları açısından iplik fabrikasının tek balya sistemini kendilerinin uyguladığını belirten Diyarbakır İSKUR İplik Fabrikası’nın Müdürü Ekrem Kul, “Artık bu işlem yapılmış olarak geliyor. Hammaddenin yerinde test edilmesi, yerinde depolanması yerinde üretilmesi ve yerinde pazarlanması mümkün oldu. Çırçır işletmeleriyle ara sıra oluşan uyumsuzluklar dışında, işletmeciler olarak, rekolte ve üretimden ziyade kalite standardizasyonu üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu görüyoruz.  Ürünler her haftanın belirli bir gününde, Korbey sistemine göre Diyarbakır Ticaret Borsası’nda işlem görüyor ve satış sonrası süreçler takip ediliyor” şeklinde konuştu.  

“Palyatif çözümlerin yerine kalitatif çözümlerin geçişine etki etti”

Türkiye’nin hemen hemen her yerinden ve farklı ülkelerden de azımsanmayacak sayıda üreticiler talep geldiğini söyleyen Kul, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kalite anlayışını ve markalaşma gerekliliğini sorgulamaya ve uygulamaya geçilmesini hızlandırdı. Ayrıca bölgede ve çevresinde mevcut üreticilerin yıllarca denediği palyatif çözümlerin yerine kalitatif çözümlerin geçişine etki ettiğini izliyor ve devam etmesi için her arenada destekliyoruz.

“Kalite kontrol ve kontaminasyon sorunu ithal pamuğa olan talebi artırıyordu”

Bismil’de çiftçilik yapan ve Mega Çırçır fabrikası sahibi Musa Çelebi, şunları anlattı:

Proje sonrasında her gün preseli pamuk balyasında alınan numune sonuçlarına baktığımız için, kaliteli pamuk üretimine daha özen gösterilmesine yol açtı. Bu sayede malın daha iyi fiyata satılmasını sağlıyor. Laboratuvar sayesinde ayrıca, işletmelerde üretilen pamuk kalitesinin artırılması ile pazarlarda daha fazla rekabet edebildik.  Pamukta standardizasyon, kalite kontrol ve kontaminasyon önemli bir sorundur. Bu sorunun çözülmemesi pamuğun iç ve dış piyasa değerini düşürüyor ve ithal pamuğa olan talebi artırıyor. Diyarbakır’da kurulan laboratuvar sayesinde fabrikamızda kalite ve kontrol sayesinde malın satışında rahatlama görüldü. Laboratuvar sayesinde çırçır fabrikalarımızın modernizasyona ihtiyacı olduğunu gözlemledik, kurutma ve ön temizleme sistemlerinin kurulması gerektiğinin farkına vardık.

“Çırçır işletme sayısının her geçen gün artması, pamuk bulma sıkıntılarına neden oluyor”

“Bismil ilçesinde sulu tarım alanları artmadan, çırçır-prese işletmeleri sayısındaki artış ham madde bulmada sıkıntıları yaşanmasına neden oluyor” diyen Çelebi, her bir çırçır fabrikası kurulumunun yaklaşık olarak 20 milyon TL yatırım gerektirdiğini belirtti.

Çelebi, sözlerine şunları ekledi:

İşletmeler ne yazık ki her gün artan yeni çırçır press fabrikaları nedeniyle bir sezonda 90 gün çalışması gerekirken, bu süre 45 güne düştü.  Oysa çırçır işletmeleri yerine, iplik ve tekstil alanında yeni yatırımlar yapılması gerekiyor. Laboratuvar alıcı ve satıcı arasında sağladığı güvenle ihtilafları ortadan kaldırdı. Pamuğun hak ettiği değerden satılmasını sağlıyor. Bu da Diyarbakır’da çırçır fabrikalarının kar yapmasını sağlıyor. Ayrıca Diyarbakır’da bu laboratuvar olmasaydı, analizlerimizi nerede yapacaktık. Türkiye’de Diyarbakır pamuğu ismi geçmeye başladı.
 

Mega Çırrçır Fabrikası Sahibi- Musa ÇELEBİ (1).jpg

AB hibesiyle Şanlıurfa’ya 10 milyon euro değerinde pamuk lisanslı deposu kazandırıldı 

Şanlıurfa Ticaret Borsası, tamamı AB hibesiyle olmak üzere ülkemize 9.1 milyon Euro değerindeki projenin 7,5 milyon Euro’su AB tarafından sağlanarak, 25 bin ton kapasiteli pamuk lisanslı deposu kazandırıldı.

Kurulduğu yıl yüzde 100 doluluk oranı ile tam kapasiteye ulaşan, Türkiye’nin en büyük deposu olan Şanlıurfa Pamuk Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. (PAMLİDAŞ), sayesinde hasat dönemlerinde pamuk üretiminde arz yığılması sonucu oluşan fiyat düşüşlerinin önlenmesi ve piyasanın dengelenmesi sağlanıyor. 

Şanlıurfa Ticaret Borsası bünyesinde kurulan bu depo, üreticiler açısından kolay pazarlanabilen, iyi muhafaza edilen ve nakliye masrafları en aza indirilmiş bir sistemle istikrarlı ve daha yüksek bir gelir seviyesi elde edilmesini hedefliyor.

Ayrıca, tarımsal ürünler için birçok laboratuvar kurarak standardizasyon çalışmaları yapılıyor. 


“Şanlıurfa’da bölgenin ilk pamuk yetkili sınıflandırıcı laboratuvarlarını açtık”

Bölge üreticilerinden ve işletmecilerinden gelen talep üzerine 2021 yılında 20 bin ton ELÜS ihracı yapan pamuk lisanslı deponun kapasite arttırma çalışmalarının sürdürüldüğünü kaydeden Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, “Pamuk üretim merkezlerine yakın olan Viranşehir büromuzda pamuk test laboratuvarını hizmete açtık. Bunun yanı sıra şehrimize kazandırdığımız yetkili sınıflandırıcı laboratuvarları projesiyle bölgenin ilk pamuk yetkili sınıflandırıcısı olarak bünyemizde kurduğumuz ŞUBLADAŞ ile hizmet vermeye başlayacağız” dedi. 

Bu laboratuvarın da akredite olmadığını belirten Kaya, “Şirket olarak sadece lisanslı depoya aldıkları malın takdiri yapılıyor. GAP Pamuk Lifi Kalite Analiz laboratuvarı ise, Tarım ve Oman Bakanlığı bünyesinde yer alan bağımsız bir laboratuvar olarak ticari bir kaygı gütmeden kamu yararına faaliyet gösteriyor” şeklinde konuştu. 


“Pamukta hammadde dışa bağımlılık Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü pamuk ipliğine bağlı hale getiriyor”

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı’ndan Ali Eser, “Yayımlanan genelge  ile Türkiye’de ‘tek balya sistemine’ geçilerek sektörün dünyadaki gelişmelere uyum sağlaması amaçlandı. Ancak sektörün dönüşümü maliyetli olduğu için sistem tüm unsurları ile çalışır duruma gelemedi. Pamukta kalite ve kirlilik sorunu ülkemizi ithal pamuğa bağımlı hale getiriyor. Çünkü iplikçi yüksek kalitede pamuk istiyor. Ülkemizin dünyanın önemli tekstil oyuncularından olduğunu göz önüne aldığımızda pamukta hammadde dışa bağımlılık Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü pamuk ipliğine bağlı hale getiriyor. Sektörün sorunlarının bir kısmına çözüm üreten tipte iki projeye finansman sağlandı. Zaten takdir edersiniz ki bir projeyle ve kısıtlı kaynaklar ile sektörün tüm sorunlarının çözülmesi mümkün değildir” şeklinde bilgi verdi. 

“Lisanslı depo fiziki altyapı olarak bu sorunu ortadan kaldırmak üzere kuruldu

Pamuğun, çırçır-prese fabrikasında balya haline getirildikten sonra sıcaklık, nem gibi uygun koşullarda muhafaza edilmek durumunda aksi halde kalitesinde düşüş olacağı için fiyatlaması da değiştiğini belirten Eser, şu bilgileri paylaştı:

Lisanslı depo fiziki altyapı olarak bu sorunu ortadan kaldırmak üzere kuruldu. Pamuğunu lisanslı depoya teslim eden üreticinin sigortalama gibi maliyetleri artık lisanslı depo tarafına geçmiş oluyor. Bu durumda en kısa sürede ürününü iplik fabrikalarına ulaştırmak gibi bir zorunluluktan üreticiyi koruyarak iplikçilerin piyasayı düşük fiyatlar ile baskılamasının önüne geçilebiliyor. Burada önemli bir husus yılların ticari alışkanlığı konusu. Pamuk kütlü olarak pazarlandığında bütün kalite ve kontaminasyon kriterlerinden uzaklaşıldığı için alıcı yani iplikçi fiyatı belirlerken, balya sistemi öncelikle üretici ve satıcıyı koruyan bir mekanizma.


“Üreticinin malını elden çıkarmak yerine gerçek değeri, uluslararası alan üzerinden satma imkanı sağlıyor”

Lisanslı deponun göz ardı edilmemesi gereken en önemli katkılarından birisinin de ürün senedi sistemi olduğunu kaydeden Eser, “Lisanslı depoya teslim edilen ürün karşılığında düzenlenen bu senetler aslında hisse senedi gibi finansal piyasalarda karşılığı olan değerler. Bu sistem üretimin ve arzın tavan yapıp fiyatların düşüşe geçtiği dönemlerde üreticinin malını elden çıkarmak yerine gerçek değeri, uluslararası alan üzerinden satma imkanı sağlıyor. Bu açıdan lisanslı depo bir nevi banka gibi değerlendirilmelidir” dedi. 


“Lisanslı depoya giren her bir balyanın özelliklerinin bilinmesi ve ona göre tasnif edilerek yerleştirilmesi ve devamında fiyatlanması gerekir”

Laboratuvarlar konusu bu projelerin yalnızca tamamlayıcı bir unsuru olduğuna dikkat çeken Eser, “Lisanslı depoda kurulan ve yetkili sınıflandırıcı olarak adlandırılan laboratuvar mevzuatın gereğini yapıyor. Lisanslı depoya giren her bir balyanın özelliklerinin bilinmesi ve ona göre tasnif edilerek yerleştirilmesi ve devamında fiyatlanması gerekir. Urfa’da kurulan bu laboratuvarın Diyarbakır’da kurulan ile temel farkı bu. Bir diğer önemli husus Diyarbakır’da kurulan laboratuvar pamuğun depoya naklinde önce ve tek balya sistemine uygunluğu sağlamak üzere yapılması gereken analizleri yerine getirmekle sorumlu. Her iki laboratuvar da sistemin farklı aşamalarında yaptıkları analizler ile pamuğun kalite ve fiyatlamasında referans sağlıyorlar. Dolayısıyla bu konunun öne çıkarılması iyi olacak. Ayrıca, lisanslı depoya ait laboratuvarın sonuçlarına itiraz edilmesi durumunda Diyarbakır’daki laboratuvar hakem olarak davranabilecek. Bununla birlikte pamuk analizleriyle sürdüren tüm laboratuvarlar Diyarbakır’daki laboratuvar ile teknik işbirliği yapabilecekler ki zaten kamunun bu süreçteki temel misyonu da zaten bu” diye anlattı. 

Ayrıca Ulusal Pamuk Konseyi, bu alandaki gelişmelerin takip edilmesi açısından önem taşıyor.(Independent Türkçe)

Devamı…
Yorumunuz

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir