Connect with us

Yaşam

Türkiye’de seçimler yaklaşırken Suriyeli göçmenler ‘endişe’ içinde 

Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’de milyonlarca Suriyeli göçmenin varlığı yıllardır tartışma konusu.

Türkiye’de seçim tarihine yaklaştıkça bu tartışmalar daha da alevleniyor. Muhalefet partileri “İktidar olduğumuzda Suriyelileri ülkelerine göndereceğiz” yönünde ısrarlı söylemleri var. Bu söylemler hem eleştiriliyor hem de destek buluyor.

Muhalefet, gelen eleştirilere karşılık Suriyelilerin uluslararası hukuka uygun ve güvenli bir biçimde ülkelerine gönderileceği taahhüdünü veriyor. Bunun formülünün ise Şam ile iyi ilişkiler kurmaktan geçtiğini söylüyor.

Muhalefetin göçmenlere yönelik söylemlerinin toplumunun bazı kesimlerince kabul görmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 milyon Suriyelinin gönüllü olarak ülkelerine gönderilmelerini sağlayacak yeni bir proje hazırlığı içerisinde olduklarını duyurdu ve ardından Suriye ile ilişkilerde yeni bir dönemin işaretleri görüldü.

Peki muhalefet ve iktidarın ajandasındaki en önemli meselelerin başında gelen Suriyeliler, kendilerine dair yapılan açıklamaları ve projeleri nasıl yorumluyor?

Olası iktidar değişiminde muhalefetin tavrı ya da halihazırda iktidarın Suriye ile teması hakkında ne düşünüyorlar?

Ben Türkiye-Suriye yakınlaşmasını kabul etmiyorum, kocam kayboldu, abim şehit oldu, akrabalarımın hepsi öldü. Ben neler yaşadım, şimdi bu durum bana ağır geliyor.

Türkiye’ye 2012 yılında gelen Nur Alkhoja, Türkiye-Suriye yakınlaşmasını eleştirenlerden. Alkhoja, her ne kadar iki ülke arasında diplomasinin başlayacağı dillendirilse de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son anda geri çekileceğini düşünüyor ve şöyle söylüyor:

“Ben bu yakınlaşmayı kabul etmiyorum, kocam kayboldu, abim şehit oldu, akrabalarımın hepsi öldü. Ben neler yaşadım, şimdi bu durum bana ağır geliyor. Ama bunun siyaset olduğunu ve herkesin kendi çıkarına göre hareket ettiğini de görüyorum. Yine de Erdoğan son anda kabul etmeyecek, biz Beşar’ı istemiyoruz. Ve bu yakınlaşmadan hepimiz korkuyoruz. Çünkü gittiğimiz gibi ölüm bekliyor”

Muhalefetin ‘Suriyelileri göndereceğiz’ söyleminin ise mümkün olmadığı kanaatinde ve bu açıklamaların tehlikeli olduğu görüşünde.

“Ben ne başka ülkeye ne de Suriye’ye geri döneceğim. Ne olursa olsun burada kalacağım. 10 yıldır ayakta kalabilmek için nasıl bir savaş verdim kimse bilmiyor. Ama herkes göndereceğiz diye konuşuyor, ben burada kalacağım. Gitmek istemiyorum, bizim aslımız bile Türkiye’ye dayanıyor. Benim nenem, dedem Türk”

“Suriyeliler korku içinde, herkes seçim sonucunu bekliyor”

İsmini vermek istemeyen ve 2020 yılında Türk vatandaşlığını alan M.O ise siyasilerin Suriyeliler hakkındaki mevcut söyleminden ötürü pek çok Suriyelinin gelecek kaygısı taşıdığını ifade ediyor.

“Korku içinde Suriyeliler. Tanıdığım çoğu kişi, evine ihtiyacı olan bir eşyayı almıyor, evden taşınması gerekiyorsa bekliyor, yani herkes seçimi ve sonucunu bekliyor. Bütün işleri dondurmuş durumdalar, muhalefet iktidara gelirse ülkeden kaçmayı düşünenler bile var. Çünkü bu söylemler, Suriyeli bir kaç insanın ölümü, medyanın tavrı herkesi korkutuyor. Esasında halk arasında bir sorun yok ama siyasetçiler ve medya işi körüklüyor. Tersi durumda yani iktidar kalırsa da sorun bitmiyor. Şu anda Yunanistan sınırında inanılmaz bir bekleyiş var, sayı günden güne artıyor.’’

M.O aynı zamanda Türkmen olduğu için kendisine bir ayrıcalık tanınacağını söylüyor. Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın açıklamalarını örnek veriyor.

“Ümit Özdağ Türkmenlerin kalabileceğini söylemişti. O nedenle belki ben şanslı olabilirim ve kalırım. Ama Türk atandaşlığını alanlar bile korku içinde çünkü vatandaş olmalarına rağmen bir yaşam kuramıyorlar burada. Mesela iş yeri açamayan çok fazla vatandaşlık alan Suriyeli tanıyorum. Çünkü muhalefet bu vatandaşlık gayri resmi diyor, her an elinizden alabiliriz diyor”

“Türkiye, Suriyelileri gönderirse ekonomik olarak zarar görecek”

Milyonlarca Suriyelinin yıllardır Türkiye’de yaşadığını ve de pek çok iş kolunda ciddi emek gücü oluşturduğunu anlatan M.O gönderilmelerinin ekonomik olarak da yansıyacağı düşüncesinde:

“Türkiye vatandaşları okuyor daha çok, ama tekstilde, ayakkabıda Suriyeliler var. Ülke mültecileri gönderirse zarar görecek ekonomik anlamda. Beyazıt ya da Merter’de Suriyeliler çalışıyor ve Türkiye Arap ülkeleri ve Rusya ile bu sektörde iş yapıyor”

Esad ile Erdoğan yakınlaşması muhalefetin söylemlerinden daha korkutuyor. Çevremdeki insanlar burada zorunlu kalıyor ve artık buraya ait hissetmiyor

Esad ile diplomatik yakınlaşmanın ise muhalefetin söylemlerinden daha korkunç olduğunu ifade ediyor M.O.

Tüm korkuya rağmen Türkiye’deki göçmenlerin gönderileceğini düşünmüyor ama bu ihtimal bile huzursuz hissettiriyor diyor.

Eğer ülkeyi terk etmek zorunda bırakılırsa da geri dönüşünün Suriye’ye değil başka ülkelere olacağını ifade ediyor:

“Esad ile Erdoğan yakınlaşması muhalefetin söylemlerinden daha korkutuyor. Hadi ben Türkmen olduğum için kendimi buraya ait hissediyorum. Ama çevremdeki insanlar burada zorunlu kalıyor ve artık buraya ait hissetmiyor. Eskiden bu durum daha fazlaydı, en azından Müslüman bir ülke deniliyordu. Ben sokakta yürüyemeyeceksem nasıl buraya ait olabilirim ya da neden burada yaşayabilirim? Şu da kesin ne olursa olsun Suriye’ye gitmeyecek insanlar, Avrupa ülkeleri olur. Bu kadar insanı göndermek gerçekten çok zor, yıllardır buradayız ve sayı çok büyük. Ve biz işçi olarak burada çalışıyoruz yani ucuz emek gücü. Kaldı ki Suriyeliler de iş yapıyor burada. Ülke de ekonomik olarak zarar görür”

Türkiye’ye 2012 yılında gelen Mohamed Berro ise siyasetçiler tarafından ırkçılığın körüklendiği görüşünde:

“Bu ırkçı açıklamalar tüm Suriyelilerin güvenlik duygusunu kaybetmelerine, insanları iyi huylarından vazgeçmeye, gerilim ve korkuyu pekiştirmeye sevk ediyor. İşlenen birçok suç ve ihlalin izlerini bu şekilde buluyoruz.”

Bu saatten sonra Avrupa’ya taşınmaktansa Türkiye’de yaşayıp ölmeyi tercih ederim. Çünkü bu ülke, bu halk, bu kültür bize benziyor ve son iki yıl dışında kendimizi yabancı hissetmiyoruz.

Muhalefetin söylemlerine de tepkili olan Mohamed Berro, Suriye’ye geri dönmeyeceğini ifade ediyor. Hatta ekliyor; ”Suriye’ye dönmeye niyetim yok. Ve bu saatten sonra Avrupa’ya gitmektense Türkiye’de yaşayıp ölmeyi tercih ederim.”

’’Hazır seçeneklerim yok. Seçimlerimi Fransa’ya, Avusturya’ya veya Almanya’ya siyasi mülteci olarak daha önce göç ettim. Palmyra hapishanesinde 13 yıl tutukluluk tarihim var. Ancak bu saaten sonra Avrupa’ya taşınmaktansa Türkiye’de yaşayıp ölmeyi tercih ederim, çünkü bu ülke, bu halk, bu kültür bize benziyor ve son iki yıl dışında kendimizi yabancı hissetmiyoruz. Ziyaretçi ya da işim ile alakalı olarak Suriye’ye dönmeye niyetim yok. Çocuklarım Türk okullarında ilk yıllarını geçirdikten sonra hayatlarını değiştiremezler, yeni bir yerinden edilme olacak. Türk vatandaşlığına geçmek için elimden gelen her şeyi yapacağım, özellikle 2013’ten beri vergilerimi düzenli olarak ödüyorum ve tek bir ihlal kaydedilmedi.’’

Suriye’deki durum düzelirse en az yarısı gönüllü olarak dönecektir. Ama kimileri var ki, hayatları ve işleri düzene girmiş, kendileri ve Türkiye’de doğan çocukları doğal dokunun bir parçası olmuş, Türkiye de onların anavatanları haline gelmiş durumda.

Suriye’de savaş biter ve izleri ortadan kalkarsa Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin bir kısmının gönüllü olarak döneceğini düşünen Berro, çok önemli bir nüfusun da kalacağı görüşünde. Gerekçesini de şöyle açıklıyor:

“Belki bir kısmının on yıl içinde geri dönmesi mümkündür ve Suriye’deki durum düzelirse en az yarısı gönüllü olarak dönecektir. Ama kimileri var ki, hayatları ve işleri düzene girmiş, kendileri ve Türkiye’de doğan çocukları doğal dokunun bir parçası olmuş, Türkiye de onların anavatanları haline gelmiş durumda ve ben de onlardanım. 11 ve 9 yaşındaki çocuklarım Salam ve Ghaith, Türkçe’yi Arapça dillerinden daha iyi konuşuyor ve yazıyor. Bence Türkiye’de kalacak Suriyeliler, Suriye ile Türkiye arasında önemli bir köprü olacak ve bu iki halkın çıkarınadır”

İki ülke arasındaki diplomasinin yeniden başlamasını ise ‘devletlerin çıkarları’ ile alakalı olduğunu ifade eden Berro, yine de Türkiye’nin Suriye ile uzlaşacağı kanısında değil. “Devletlerin liderleriyle tanışmak, devletlerin çıkarları meselesidir ve asla kişisel değerlendirmelere tabi değildir. Bu buluşma beni korkutmuyor çünkü Türk cumhurbaşkanının veya herhangi bir Türk politikacının masum kurbanlar pahasına Esad rejimini uzlaştıracağına inanmıyorum. Ancak bu, Türk hükümetinin Türklerin siyasi ve ekonomik çıkarlarını dikkate almasını engellemez. Türklerin bir devlet olarak İsrail Devleti ile ilişkisi var, ancak bu onları Filistin halkının desteğini bırakmaya zorlamadı”(Euronews Türkçe)

FACEBOOK Yorumları:
Devamı…
Yorumunuz

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.