AnalizMakaleler

Irak’ta seçim sonrası hükümet belirsizliği Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Irak’ta hükümet kurma sürecinde eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin adının öne çıkması, son dönemde Bağdat’la güvenlik ve ekonomi işbirliği açısından önemli ilerleme sağlayan Ankara’nın dikkatle izlediği bir gelişme.

2006-2014 arasında Irak’ı yöneten Maliki, İran yanlısı politikalarıyla öne çıkmış ve o süreçte Ankara-Bağdat ilişkilerinde gerilimler yaşanmıştı.

Ankara, “terörsüz Türkiye” sürecinin etkin uygulanması için Irak’la mevcut güvenlik işbirliğinin devamına büyük önem veriyor ve Bağdat’a bu yönde mesajlar veriyor.

Irak’ta seçimler 11 Kasım 2025’te yapıldı.

Görevdeki Başbakan Muhammed Şiya Es-Sudani’nin liderlik ettiği İmar ve Kalkınma İttifakı’nın birinci parti çıktığı seçimler sonucunda hükümeti kurmak için gerekli çoğunluk eski başbakan Nuri el-Maliki’nin liderliğini yaptığı ve önde gelen birçok Şii grubu içinde barındıran Şii Koordinasyon Çerçevesi ittifakının oldu.

Sudani’nin de içinde yer aldığı ittifak, başbakan adayı olarak Maliki’yi belirledi.

Maliki, 2006-2014 arası başbakanlık görevlerinin yanı sıra sonraki süreçlerde cumhurbaşkanı yardımcısı olarak Irak siyasetinde hep önemli roller oynadı. Ancak İran’a yakınlığı, ABD ve Türkiye gibi ülkelerle arasının açılmasına neden oldu.

ABD Başkanı Donald Trump, Ocak ayı sonunda yaptığı bir açıklamada, Maliki’nin başbakanlığına açıkça karşı çıktığını bildirdi ve bu yönde bir adımın atılması durumunda Irak’a yapılan yardımların tamamen kesileceğini kaydetti.

Özellikle ABD’den gelen bu uyarıların ardından Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin Maliki yerine alternatif aradığına ilişkin haberler Irak basınına yansıdı. Ancak henüz somut bir isim gündeme gelmedi.

Irak yasalarına göre, başbakan seçimi sürecine geçebilmek için önce cumhurbaşkanının Irak meclisi tarafından seçilmesi gerekiyor.

Anayasaya göre Kürtlere verilen cumhurbaşkanlığı için ise Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki müzakereler de henüz sonuçlanmadı.

Ankara-Bağdat trafiği yoğunlaştı

Irak’ta iç siyasi pazarlıkların sürdüğü bir dönemde Ankara ile Bağdat arasında diplomatik trafiğin arttığı gözlendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Sudani 13 Şubat’ta kapsamlı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiler.

İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Erdoğan, ticaret başta olmak üzere ilişkileri geliştirmek amacında olduklarını kaydederken, “terörle mücadele konusunda işbirliğini artırmanın iki ülkenin de faydasına olduğunu” Sudani’ye aktardı.

Irak Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada da iki liderin “güvenlik işbirliği, terörle mücadele ve bölgesel güvenliğin geliştirilmesi” ihtiyacının altını çizdikleri ve Irak için yaşamsal önemde görülen Kalkınma Yolu projesinin ilerletilmesi kararlılığını kaydettikleri belirtildi.

Erdoğan-Sudani telefon görüşmesinden bir gün sonra da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak Savunma Bakanı Sabit Muhammed Said Rıza El Abbasi ile Ankara’da biraraya geldi.

Görüşmeye ilişkin bir bilgilendirme yapılmadı.

Fidan, 16 Şubat’ta da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir telefon görüşmesi yaptı.

Ancak bu görüşmelerin Dışişleri Bakanı Fidan’ın hem Maliki’nin olası başbakanlığına ilişkin hem de “terörle mücadele” konusunda Türkiye’nin beklentilerini dile getirdiği açıklamalarının sonrasına rastlaması dikkat çekti.

Ankara, Maliki’ye karşı olduğu mesajını veriyor

Fidan, 9 Şubat’ta bir televizyon kanalına verdiği demeçte, Maliki’nin göreve getirilmesine ilişkin bir soruya yanıt verirken, resmi politika kapsamında iktidara kim gelirse onunla çalışmaya devam edeceklerini kaydetti ama Maliki’nin geçmişte izlediği politikaların rahatsızlık yarattığını da anımsattı.

“Sayın Maliki’nin uzunca bir dönem Başbakanlığı var. İki dönem arka arkaya Başbakanlık yapan herhalde Irak işgalinden sonraki tek siyasetçi.

“Şimdi o dönemde ortaya çıkan problemler var. Yani insanlar o problemlere bakıyorlar ve diyorlar ki ‘Biz bu problemlerin etkilerini daha yeni atlattık, yeniden mi döneceğiz?'”

Fidan, ABD’nin Maliki’ye tepkisinin Irak tarafından ciddiye alınacağını tahmin ettiğini, çünkü Irak’ın petrol gelirlerinin önce ABD’ye gittiğini ve sonrasında belli miktarla Irak’a aktarıldığını söyledi ve ekledi:

“New York’tan her ay belli miktar dolar Irak bankalarına gelmese, Irak ekonomisinin yürüme şansı yok. Böyle bir mekanizma hala var. Amerika’nın elinde çok fazla şey var.”

Maliki’nin başbakan olarak görev yaptığı dönemde Ankara ile Bağdat, özellikle PKK’nın Irak topraklarındaki varlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a dönük kara ve hava operasyonlarından dolayı sık sık gerginlik yaşamıştı.

Maliki, Türkiye’yi içişlerine karışmak ve egemenlik haklarını ihlal etmekle suçlamış ve Erdoğan da Irak’ı PKK’nın Türkiye karşıtı faaliyetlerine izin vermekle itham etmişti.

Fidan’ın aynı röportajda, Irak hükümetinin “terörle mücadele” konusunda somut bir hareketlenme içinde olması gerektiğini kaydetmesi, Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetiminin entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından sıranın Irak’a geleceğini vurgulaması Bağdat’ta rahatsızlık yaratmıştı.

Irak, Türkiye Büyükelçisi’ni izahat için Dışişleri Bakanlığı’na çağırırken Ankara, çeviriden kaynaklı anlam kayması olduğu açıklamasını yapmıştı.

Irak Türkiye için neden önemli?

Irak, Türkiye’nin on yıllardır yaşadığı güvenlik sorunlarının çözülmesi sürecinde en önemli konu başlıklarından biri.

PKK’nın ana karargah ve eğitim unsurlarının yanı sıra propaganda ve finansal faaliyetlerinin merkezi olarak Irak’ı kullanıyor olması ve Irak’ın bunu engelleyecek etkin bir güvenlik altyapısına sahip olmaması Türkiye’yi çok uzun süredir rahatsız ediyor.

Bu nedenle Irak yönetimlerini sert şekilde eleştiren Türkiye, 2022’de başbakanlık görevine gelen Sudani yönetimi ile güvenlik işbirliği konusunda beklediği adımları atabildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2024’te Irak’a yaptığı ziyaret sayesinde ikili ilişkilerde yeni bir dönemi başlatan Ankara ve Bağdat, aynı yılın Ağustos ayında “Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı” imzaladı.

Bu kapsamda Türkiye ve Irak, Bağdat’ta Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi kurdular.

Türkiye’nin Irak’la güvenlik işbirliğinde attığı adımlara paralel olarak başlattığı “terörsüz Türkiye” projesi de Irak topraklarında varlığını sürdüren PKK’lıların silahlarını bırakması ve diğer prosedürlerin uygulanması açısından hem merkezi Bağdat hem de bölgesel Kürdistan yönetimleriyle işbirliğini gerektiriyor.

11 Temmuz işbirliği ilk olarak PKK’nın silah bırakma ve yakma töreniyle IKBY’nin kontrolündeki Süleymaniye’deki yetkililerle işbirliği içinde gerçekleşmişti.

Ankara’nın beklentisi, PKK’nın bundan sonraki süreçte silahlarını bırakması ve tasfiye sürecinin ilerletilmesi ve Irak merkezi ve bölgesel yönetimlerinden bu sürece somut katkı sağlanması.

Irak’ta Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi ve geçmişteki politikalarını uygulaması bu açıdan Ankara’nın kaygılanmasına neden oluyor.

Aynı şekilde Irak ile Türkiye arasında imzalanan güvenlik ve askeri işbirliği anlaşmalarının uygulanmaya devam edilmesi ve PKK’nın Sincar ve Kandil’deki varlıkları üzerinde baskının sürmesi Ankara’nın kısa ve orta vadeli öncelikleri arasında.

Sudani yönetimi ile son dönemde yapılan temaslarda da bu konuların altının çizildiği ve güvenlik işbirliğinin sadece Türkiye açısından değil aynı zamanda Irak’ın toprak bütünlüğü ve egemenliği açısından da önemli olduğunun kaydedildiği değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu