Hamaney: Hizbullah’a desteğimiz sürecek, Lübnan’ın egemenliğini korumak görüşmelerin ilk şartıdır

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, Hizbullah’a desteklerinin devam edeceğini belirterek, Lübnan’ın egemenliğinin korunmasının olası görüşmelerin ilk ve vazgeçilmez şartı olduğunu söyledi.
Hamaney, yaptığı açıklamada İran’ın Hizbullah’a verdiği desteğin süreceğini vurgularken, Lübnan’ın bağımsızlığı ve egemenliğinin her türlü diplomatik sürecin temel koşulu olduğunu ifade etti. Açıklama, bölgede devam eden gerilim ve diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde geldi.
İran medyasına göre Ali Hamaney, yayımladığı mesajda İran’ın, kendi genel siyaset çizgisi doğrultusunda Lübnan Hizbullahı ve silahlı güçlerine verdiği desteği “stratejik politikasının bir parçası” olarak tanımladı.
Hamaney, mesajında, Lübnan’ın toprak egemenliğinin korunması ve İsrail’in saldırılarının tamamen ve koşulsuz sona erdirilmesinin, ABD ile yürütülen ve çatışmaları sonlandırmayı amaçlayan mutabakatın ilk şartı olduğunu belirtti.
18 Haziran 2026’da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında imzalanan mutabakat, ateşkesin 60 gün uzatılmasını, bu süre içinde İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin sürdürülmesini ve Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesini öngörüyordu.
Ancak Hürmüz Boğazı’nda yaşanan saldırılar ve ardından ABD’nin İran’a yönelik yeni hava saldırılarıyla mutabakat ciddi şekilde sarsıldı. Daha sonra Trump’ın talimatıyla ABD saldırıları durdurulurken, İran da Orta Doğu’daki saldırılarını askıya aldı.
Hamaney, 18 Temmuz 2026’da yayımladığı başka bir mesajda ise ABD Başkanı Trump’ı, iki ülke arasında imzalanan mutabakatı sürekli ihlal etmekle suçlayarak, bunun Washington’ın taahhütlerinin güvenilir olmadığını gösterdiğini savunmuştu. İran lideri ayrıca, ABD’nin yeni bir savaş başlatması halinde İran halkı ile “direniş cephesinin” buna ağır bir karşılık vereceğini ifade etmişti.
Hamaney, Haziran ayında mutabakatın imzalanmasına ilişkin önceki açıklamasında ise anlaşmaya dair temel çekinceleri bulunduğunu, ancak Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın İran halkının hakları ve “direniş cephesinin” çıkarlarının korunacağı yönündeki güvenceleri üzerine anlaşmaya onay verdiğini belirtmişti.



