DünyaOrtadoğu

Axios: Tel Aviv ve Şam anlaştı, Suriye’deki nükleer malzemeler ülkeden çıkarılıyor

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA), ABD’nin Suriye ve İsrail ile vardığı mutabakatların ardından Suriye’deki gizli bir tesiste bulunduğu belirtilen nükleer materyalleri ülkeden çıkarmaya hazırlandığı öne sürüldü.

Axios’un haberine göre Trump yönetimi ve UAEA, İsrail, Suriye ve potansiyel olarak Türkiye’yi de içine çekebilecek bölgesel bir tırmanmayı önlemek adına hassas tesisteki nükleer malzemeyi güvence altına almak için yoğun bir diplomatik çaba harcadı.

ABD’li yetkililer, sürecin Trump yönetiminin Suriye politikasının sonuçlarını ortaya koyduğunu ve Washington’ın yeni Suriye hükümetiyle geliştirdiği yakın ilişkileri olası bir krizi önlemek amacıyla nasıl kullandığını gösterdiğini savundu.

El Kibar’dan kalan materyaller “Saha 99”da

Washington ile Tel Aviv arasında bir yılı aşkın süredir Suriye’deki gizli bir tesiste bulunduğu öne sürülen nükleer materyaller konusunda görüşmeler yürütüldüğü belirtildi.

İsrailli yetkililer, devrik Beşşar Esed rejiminin İsrail tarafından 2007 yılında vurulan El Kibar nükleer reaktör projesinden kalan bazı nükleer materyalleri “Saha 99” olarak adlandırılan tesiste depoladığını öne sürdü.

İsrail’in, söz konusu nükleer materyaller tesisten çıkarılmadığı takdirde bölgeye yönelik yeni bir askeri operasyon düzenleyebileceği konusunda ABD’yi uyardığı iddia edildi.

ABD’li yetkililere göre tesiste, uranyum cevherinin işlenmesiyle elde edilen ve nükleer yakıt üretim sürecinin ilk aşamalarında kullanılan uranyum konsantresi olarak bilinen “sarı kek”in yanı sıra El Kibar projesinden kalan başka nükleer materyaller de bulunuyor.

“Kirli bomba” endişesi

Yetkililer, tesisteki materyalin doğrudan bir nükleer silah üretiminde kullanılabilecek nitelikte olmadığını, ancak konvansiyonel patlayıcılarla radyoaktif maddelerin geniş bir alana yayılmasını amaçlayan radyolojik silah, yani “kirli bomba” yapımında kullanılabileceğini belirtti.

İsrailli yetkililer, Esed rejiminin devrilmesinin ardından İsrail ordusunun tesise erişimi engellemek amacıyla bölgedeki tünel ve giriş noktalarını bombaladığını aktardı.

İsrail’in son iki yıldır yakından takip ettiği belirtilen “Saha 99”da, El Kibar sahasından getirildiği öne sürülen nükleer materyallerin yanı sıra çeşitli kalıntı ve atıkların da bulunduğu iddia edildi.

İsrail yeniden saldırı tehdidinde bulundu

ABD’li bir yetkiliye göre Washington ve Tel Aviv, “Saha 99”daki materyallerin nasıl güvence altına alınacağı konusunda bir yılı aşkın süredir temas halindeydi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi ile İsrail Başbakanlık Ofisi’nden üst düzey yetkililerin konu üzerinde yakın çalışma yürüttüğü belirtildi.

İsrailli bir yetkili, nükleer materyalin tesiste kalmasına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini Trump yönetimine ilettiklerini söyledi. İsrail tarafının, materyalin çıkarılmaması veya Suriye hükümetinin söz konusu malzemeye erişmeye çalıştığına ilişkin bir işaret ortaya çıkması halinde tesise yeniden saldırabileceği yönünde uyarıda bulunduğu öne sürüldü.

ABD’li yetkililer ise İsrail’in endişelerine rağmen tesisin bombalanmasının hiçbir zaman kaçınılmaz bir noktaya gelmediğini savundu.

Washington ve Tel Aviv’in sonunda, materyallerin çıkarılması için yeni Suriye hükümetinin onayının alınmasının en uygun yöntem olduğu konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi.

Şam’ın tesisteki materyalden haberi yoktu

Trump yönetiminin konuyu Şam’a taşımasının ardından Suriyeli yetkililerin tesiste nükleer materyal bulunduğundan haberdar olmadıklarını söylediği aktarıldı.

ABD’li bir yetkili, materyallerin varlığından ABD, İsrail ve Suriye’de yalnızca çok az sayıda kişinin haberdar olduğunu belirtti.

Aynı yetkili, ABD’nin Esed sonrası Suriye yönetimiyle verimli bir ilişki kurduğunu savunarak, Suriyeli yetkililerin Washington ile yürütülen çalışmalarda “iyi ortaklar” olduğunu ifade etti.

İsrail’in Türkiye şüphesi

Süreç devam ederken, birkaç hafta önce İsrail istihbaratının tesisi izlediği ve bölgede şüpheli hareketlilik tespit ettiği öne sürüldü.

İsrailli ve ABD’li yetkililere göre İsrail, yeni Suriye hükümetinin daha önce varılan mutabakatı ihlal ederek tesisteki nükleer materyale erişmeye çalıştığından şüphelendi.

İsrail’in en büyük endişelerinden birinin ise Türkiye’nin Suriye hükümetine nükleer materyali ele geçirmesi konusunda yardımcı olabileceği ihtimali olduğu iddia edildi.

ABD’li bir yetkili, İsrail’in gelişmeleri yakından takip etmesini, “işlerin doğru yürüdüğünden emin olmak için lastikleri kontrol etmek” şeklinde değerlendirdi.

UAEA devreye girdi

İsrail’in yeniden askeri müdahalede bulunma ihtimali üzerine Trump yönetiminin Tel Aviv’den askeri bir adım atmamasını istediği ve UAEA’yı sürece dahil ettiği belirtildi.

Yürütülen yoğun diplomatik temasların ardından yaklaşık üç hafta önce UAEA ile Suriye hükümeti arasında, tesiste bulunduğu öne sürülen nükleer materyallerin tamamen çıkarılmasını öngören resmi bir anlaşma imzalandığı ileri sürüldü.

Bu anlaşmanın ardından UAEA’nın materyallerin güvenli şekilde tesisten çıkarılması için hazırlıklara başladığı iddia edildi.

Suriye: UAEA heyeti Şam’a gelecek

Suriye Atom Enerjisi Kurumu da UAEA heyetinin önümüzdeki günlerde Şam’ı ziyaret edeceğini açıkladı.

Kurum tarafından yapılan açıklamada, ABD ve dost ülkelerle önceki rejimden kalan mirasın ele alınması ve nükleer enerjinin barışçıl alanlarda kullanımının desteklenmesi amacıyla işbirliğinin sürdüğü belirtildi.

Suriye’nin UAEA’daki tam üyeliğinin etkinleştirilmesi için çalışmalar yürütüldüğü ifade edilen açıklamada, sağlık, gıda ve bilimsel araştırma gibi alanlarda nükleer enerjinin barışçıl kullanımının geliştirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca Suriye’nin teknik imkanlarının sınırlı olduğuna dikkat çekilerek, gerekli teknik ve hukuki desteğin sağlanması amacıyla uluslararası uzmanlardan oluşan bir komite kurulması çağrısı yapıldı.

UAEA heyetinin Şam ziyareti sırasında Suriye’nin nükleer enerji alanında kaydettiği ilerlemenin ortak bir açıklamayla duyurulmasının planlandığı bildirildi.

Süreç, bir yandan Suriye’deki eski rejimden kaldığı öne sürülen nükleer materyallerin güvenli şekilde ülkeden çıkarılmasını, diğer yandan İsrail’in olası yeni bir askeri müdahalesinin önlenmesini hedefleyen hassas bir diplomatik girişim olarak değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu