Cenk Yaltırak’tan Marmara İçin Kritik Uyarı: “Dört Fay Parçasında Deprem Potansiyeli Tamamlanmış Vaziyette”

Jeolog Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara Denizi’ndeki fayların aktif olduğunu belirterek, bazı fay parçalarında deprem için gerekli gerilimin biriktiğini söyledi. Marmara’daki mikro depremlerin büyük deprem için biriken enerjiyi boşaltmaya yetmeyeceğini ifade eden Yaltırak, asıl dikkat edilmesi gereken yerlerden birinin “sismik boşluklar” olduğunu vurguladı.
Adalar Fayı Tartışmalarına Yanıt
Adalar Fayı’nın “ölü fay” olduğu yönündeki değerlendirmelere de değinen Yaltırak, Marmara Denizi’ndeki fayların aktif olduğunu söyledi.
“Marmara’daki bütün faylar canlı bir kere. 3,5 milyon yıldır Marmara Denizi’ndeki faylar meydana geliyorlar, çalışıyorlar ve aktivite gösteriyorlar” diyen Yaltırak, fayların deprem üretme aralıklarının birbirinden farklı olabileceğini ifade etti.
Bazı fayların yüzlerce, bazılarının ise binlerce yıllık tekrar periyotlarına sahip olabileceğini belirten Yaltırak, “Üzerinde sismik aktivite olan her fay canlıdır” dedi.
“Dört Fay Parçasında Deprem Potansiyeli Tamamlanmış Vaziyette”
Marmara Denizi’nin doğusundan batısına uzanan fay sistemiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yaltırak, İzmit Körfezi’nden Gaziköy’e kadar uzanan bazı fay parçalarında gerekli gerilimin biriktiğini söyledi.
Yaltırak, “Marmara’da şu anda üzerinde yıkım alanlarına bakarak tarihsel depremlerinin yerini tahmin ettiğimiz dört tane fay parçasında deprem potansiyeli tamamlanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.
Bu durumu “dolu kova” benzetmesiyle anlatan Yaltırak, depremi tetikleyecek son etkinin ne zaman gerçekleşeceğinin önceden bilinemeyeceğini vurguladı.
Mikro Depremler Enerjiyi Boşaltıyor mu?
Küçük depremlerin büyük Marmara depremi için biriken enerjiyi boşalttığı yönündeki görüşlere de değinen Yaltırak, Marmara’daki mikro deprem aktivitelerinin birikmiş enerjiyi boşaltabilecek büyüklükte olmadığını söyledi.
“Marmara’da olan mikrodeprem aktiviteleri bu dolu kovanın boşalmasını sağlayacak kadar büyük bir delik yaratmıyor” diyen Yaltırak, deniz tabanındaki faylara her yıl yaklaşık 20 milimetrelik, yani 2 santimetrelik hareketin eklendiğini ve bunun gerilimi artırdığını belirtti.
Deprem büyüklüğünün logaritmik olduğuna dikkat çeken Yaltırak, mikro depremlerin enerji açısından büyük depremlerle karşılaştırılamayacağını ifade etti.
“Asıl Depremin Olacağı Yer Sismik Boşluklar”
Yaltırak’ın açıklamalarında dikkat çeken başlıklardan biri de mikro depremlerin çevresindeki “sismik boşluklar” oldu.
“Esas depremin olacağı yer mikro depremlerin olduğu yer değil, mikro depremlerin etrafına dizildiği sismik boşluklardır” diyen Yaltırak, bir bölgenin sessiz kalırken çevresinde deprem hareketliliğinin görülmesinin önem taşıdığına dikkat çekti.
Yaltırak, “Eğer bir yer sessizse ve etrafında depremler dönüp dolaşıyorsa işte o kapının kendisidir” ifadelerini kullandı.
Doğu Marmara Sırtı’na Dikkat Çekti
Bu kapsamda Doğu Marmara Sırtı olarak adlandırdığı bölgeye dikkat çeken Yaltırak, yapının kuzeyinde Kumburgaz Fayı, üzerinde Orta Sırt Fayı ve güneyinde Doğu Marmara Fayı bulunduğunu belirtti.
Bu fayların bulunduğu sırt üzerinde dikkat çekici bir sismik sessizlik olduğunu söyleyen Yaltırak, Adalar Fayı, İstanbul açıkları, Silivri, İmralı ve Yalova açıklarında meydana gelen depremlerin bu kilitli sistemin çevresindeki gerilimle ilişkili olduğunu ifade etti.
17 Ağustos Öncesindeki Hareketliliği Hatırlattı
Yaltırak, 17 Ağustos 1999 Marmara depremi öncesindeki mikro deprem hareketliliğine de dikkat çekti. AFAD kayıtlarına göre 1980’li yılların başından 1999 depremine kadar mikro deprem sayısında artış görüldüğünü belirten Yaltırak, bu hareketliliğin kırılan fayın doğrudan üzerinde değil, çevresinde yoğunlaştığını söyledi.
“Gölcük çok sessiz kalıyor. Ama Gölcük’ün kuzeyinde, İzmit’te, Karadeniz’e doğru ya da Gölcük’ün güneyinde İznik’e, Pamukova’ya doğru olan alanda, yani çevresinde mikro deprem aktivitesi yoğunlaşıyor” dedi.
“Şimdi de Benzer Bir Şey Var”
Günümüzdeki hareketlilikle 1999 depremi öncesindeki tablo arasında benzerlik bulunduğunu söyleyen Yaltırak, buna rağmen depremin zamanına ilişkin bir tahminde bulunmanın mümkün olmadığını özellikle vurguladı.
“Şimdi de benzer bir şey var. Bunun süresiyle alakalı bir yaklaşım yapmak mümkün değil” diyen Yaltırak, günümüzde sismometrelerin sayısının ve hassasiyetinin geçmişe göre daha yüksek olması nedeniyle çok küçük depremlerin artık daha fazla kaydedildiğini de belirtti.
Yaltırak, Marmara’daki fayların birbirlerini tetikleyebilmesi için üzerlerindeki gerilimin belirli bir seviyeye ulaşması gerektiğini ifade ederek, depremle ilgili kesin bir zaman tahmini yapılamayacağını vurguladı.



