Politika

Yapıcıoğlu: Kürt meselesi şiddete indirgenemez, temel haklar pazarlık konusu olamaz

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde faaliyet yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı taslak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yapıcıoğlu, raporda yöntem ve içerik açısından ciddi eksiklikler bulunduğunu belirterek, bu nedenle rapora şerh düştüklerini açıkladı.

Akan kanın durması ve toplumsal barışın tesisine yönelik her samimi çabayı desteklediklerini vurgulayan Yapıcıoğlu, metodolojik hatalar ve çözüm vizyonundaki isabetsizliklerin sürecin ruhunu zedelediğini söyledi. Önerilerini komisyon üyeleriyle paylaştıklarını da kaydetti.

“Kardeşliğin Temeli İslam’dır”

Raporun tarihsel arka plan bölümünde kullanılan dile dikkat çeken Yapıcıoğlu, “ortak inanç” ifadesinin muğlak bırakıldığını belirtti. Kürt–Türk ilişkilerindeki bin yıllık kader birliğinin temel dayanaklarından birinin İslam olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, Malazgirt’ten bugüne uzanan birlikteliğin bu inanç temelinde şekillendiğini söyledi. Bu gerçeğin açıkça ifade edilmemesinin meselenin özünü ıskalamak anlamına geldiğini dile getirdi.

“Kürt Meselesi Şiddete İndirgenmemeli”

Önceki çözüm süreçlerinde yapılan hataların kısmen tekrarlandığını savunan Yapıcıoğlu, en önemli yanlışlardan birinin Kürt meselesinin son 40 yıllık şiddet sarmalına indirgenmesi olduğunu ifade etti. Raporda kök nedenlere vurgu yapılmasına rağmen anayasal düzeyde inkâr politikaları ve anadil üzerindeki engellere dair somut çözüm önerilerinin yer almadığını belirtti.

Bu yaklaşımın sorunu yeniden güvenlik eksenli bir çerçeveye sıkıştırma riski taşıdığına işaret etti.

“Temel Haklar Şarta Bağlanamaz”

Raporda temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinin silahlı örgütlerin tasfiyesi şartına bağlanmasını eleştiren Yapıcıoğlu, bunun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi. Temel hakların hiçbir koşula bağlı olmadan tanınması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, aksi halde hakların “şarta bağlı ihsan” gibi algılanabileceğini ifade etti.

Güvenlikçi Politikalara Eleştiri

Geçmişte uygulanan güvenlikçi politikaların “zorunluluk” olarak sunulmasına da itiraz eden Yapıcıoğlu, faili meçhul cinayetler, köy yakmalar ve işkencelerin hiçbir gerekçeyle meşru görülemeyeceğini belirtti. Bu yanlış uygulamaların açık biçimde mahkûm edilmesi ve benzer pratiklerin bir daha tekrarlanmayacağına dair hukuki ve siyasi güvencelerin verilmesi gerektiğini söyledi.

“Kapsayıcı ve Kalıcı Bir Hukuki Çerçeve Şart”

Sürecin tek bir örgüt ya da kişiye endekslenmesinin stratejik hata olacağını vurgulayan Yapıcıoğlu, şiddeti tamamen terk eden tüm yapıların kapsama alınacağı genel ve kapsayıcı bir hukuki çerçeve oluşturulması gerektiğini ifade etti. Yapılacak düzenlemelerin isimlere değil, şiddeti terk etme iradesine dayanması gerektiğini kaydetti.

Kanuni düzenlemelerin belirsiz bir tarihe ertelenmesinin güveni zedeleyeceğini belirten Yapıcıoğlu, geçici ve kişiye özel düzenlemelerin hukukun evrenselliği ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi.

“Cesur Adımlar Atılmalı”

Şiddetin tamamen sona erdiği ve “kardeşlik hukuku”nun tesis edildiği bir Türkiye’nin mümkün olduğunu belirten Yapıcıoğlu, bunun samimi bir yaklaşım ve cesur adımlar gerektirdiğini söyledi. Açıklamasını, sürecin en kısa sürede olumlu sonuçlanması temennisiyle tamamladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu