Münih’te Batı’nın Geleceği Tartışması: “Kurtarılacak Bir Avrupa mı, Yeni Bir Güç Dengesi mi?”

Münih Güvenlik Konferansı’ndaki yıllık buluşma, Batı dünyasının geleceğine dair iki rakip vizyonu net biçimde ortaya koydu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa’yı “ortak bir uygarlığı kurtarmaya” çağırırken, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa’nın “kurtarılmaya ihtiyacı olmadığını” vurguladı.
Üç gün süren konferans boyunca ABD, Avrupa Birliği ve Ukrayna’dan üst düzey isimler, transatlantik ilişkiler, Ukrayna savaşı, nükleer caydırıcılık ve Avrupa güvenliğinin geleceğini masaya yatırdı. Tartışmalar, Batı’nın temsil ettiği değerler kadar, bu değerlerin nasıl ve kim tarafından savunulacağı sorusuna da odaklandı.
Rubio: ABD, Batı’nın ‘kibar bekçisi’ olmayacak
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Cumartesi günü yaptığı konuşmada, Washington’un mevcut düzenin “yönetilen çöküşünü” kabullenmeyeceğini söyledi:
“Biz Amerika olarak Batı’nın yönetilen düşüşünün kibar ve tertipli bekçisi olmakla ilgilenmiyoruz.”
Rubio, Batı’nın iklim politikaları ve kitlesel göç nedeniyle kendi eliyle bir medeniyet krizine sürüklendiğini savunurken, Avrupalıları ABD ile birlikte hareket etmeye çağırdı. ABD’yi “Avrupa’nın çocuğu” olarak tanımlayan Rubio, iki tarafın kaderinin ayrılmaz olduğunu vurguladı.
Rubio’nun açıklamaları, geçen yıl aynı konferansta ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in sert Avrupa eleştirilerinin ardından dikkatle izlendi. Ton daha yumuşak olsa da mesajın özü değişmedi.
Kallas’tan net yanıt: Avrupa kurtarılmaya muhtaç değil
Rubio’nun sözlerine en açık yanıt AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas’tan geldi. Kallas, “çökmekte olan bir Avrupa” anlatısını reddederek şunları söyledi:
“Bazılarının söylediğinin aksine, Avrupa medeniyeti silinme tehlikesiyle karşı karşıya değil.”
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Rubio’nun konuşmasının ardından ABD ile ilişkiler konusunda “rahatladığını” ifade etti.
Zelenskiy: Avrupa’nın masada olmaması büyük hata
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Avrupa’nın barış görüşmelerinden dışlanmasını sert sözlerle eleştirdi:
“Avrupa pratikte masada yok. Bu büyük bir hata. Avrupa’nın çıkarları dikkate alınmalı.”
Zelenskiy, Ukrayna’nın 2027 itibarıyla AB üyeliğine teknik olarak hazır olacağını belirterek, üye ülkeleri bu takvim üzerinde uzlaşmaya çağırdı. Avrupa’nın Ukrayna’ya en büyük askeri ve mali desteği sağlayan taraf olmasına rağmen, ABD öncülüğündeki müzakerelerde dışarıda bırakılması konferansın en çok tartışılan başlıklarından biri oldu.
Merz: Bildiğimiz dünya düzeni artık yok
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Soğuk Savaş sonrası kurulan düzenin sona erdiğini söyledi:
“En parlak dönemlerinde bile kusurlu olan bu düzen artık mevcut değil.”
Merz’e göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Çin’in zorlayıcı politikaları ve ABD’nin çok taraflılığa mesafesi, dünyayı yeniden “büyük güç siyaseti” dönemine soktu. Avrupa’nın özgürlüğünün artık “verili olmadığını” belirten Merz, kıtanın daha kararlı olması gerektiğini vurguladı.
Macron: Nükleer caydırıcılık yeniden masada
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya ve diğer Avrupalı liderlerle nükleer caydırıcılık konusunda stratejik bir diyalog başlattıklarını açıkladı. ABD’nin Avrupa güvenliğine dair taahhütlerine yönelik şüphelerin arttığını belirten Macron, savunmada “bütüncül bir yaklaşım” çağrısı yaptı.
Bu çıkışa karşılık İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, nükleer silahlanmayı “riskli bir kumar” olarak nitelendirdi.
Grönland gerilimi ve NATO
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin toprak bütünlüğünün “kırmızı çizgi” olduğunu söyledi. NATO arabuluculuğunda başlatılan üçlü görüşmeler tansiyonu düşürse de konu belirsizliğini koruyor.
Von der Leyen: AB’nin karşılıklı savunma maddesi hayata geçirilmeli
Ursula von der Leyen, AB Antlaşması’nın 42(7). maddesinin artık fiilen uygulanması gerektiğini belirterek, karşılıklı savunmanın “isteğe bağlı değil, hukuki bir yükümlülük” olduğunu söyledi. AB’nin 2030’a kadar savunma kapasitesini artırmak için başlattığı 800 milyar euroluk program da bu çerçevede gündeme geldi.
Münih’teki tartışmalar, Batı’nın artık tek bir vizyon etrafında birleşmediğini ortaya koydu. ABD, Avrupa’dan daha fazla sorumluluk isterken; Avrupa, ABD’ye bağımlı olmadan kendi güvenliğini inşa etmenin yollarını arıyor. Ukrayna savaşı ise bu ayrışmanın en somut sınav alanı olmaya devam ediyor.
(Euronews)



